Bir sanık, örgüt üyeliği suçundan yargılanırken uzun süre tutuklu kalsa ve hakkında bir iddianame kabul edilse, tahliye olduktan sonra örgütsel faaliyetlerine devam ederse, bu durum yeni bir örgüt üyeliği suçu mu oluşturur? Metindeki yazarın bu konudaki eleştirel görüşünü açıklayınız.

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #24762

Yargıtay'ın bazı kararlarına göre, iddianamenin kabulü ve tutuklama gibi bir tedbirle 'hukuki ve fiili kesinti' gerçekleştiği için, sanığın tahliye sonrası eylemleri yeni bir suç oluşturabilir. Ancak metindeki yazar bu görüşü eleştirmektedir. Yazara göre, sanık ilk yargılamada kesin hükümle mahkum olmadığı sürece, yeni bir örgüt üyeliği suçunun varlığından değil, mevcut üyeliğin devam ettiğinden bahsedilmelidir. Eleştirinin temelinde 'suçsuzluk/masumiyet karinesi' yatmaktadır. Henüz yargılaması bitmemiş ve suçluluğu kesinleşmemiş bir sanığın, sırf geçici bir tedbir olan tutuklama nedeniyle suçunun 'bittiği' ve yeni bir suça 'başladığı' kabul edilemez. Bu, sanığı peşinen suçlu varsaymak ve yargılama sonucunu beklemeden hukuki sonuçlar doğurmak anlamına gelir. Yazara göre, örgütün varlığı ve üyeliğin devamlılığı gibi unsurlar göz önüne alındığında, temadinin kesilmesi için daha sağlam bir dayanak olan 'kesin mahkumiyet hükmü'nün varlığı aranmalıdır.