Bölge Adliye Mahkemesinin (BAM) bozma kararlarına karşı ilk derece mahkemelerinin 'direnme hakkı' olmamasının uygulamada yarattığı sorun nedir ve metinde bu soruna dair nasıl bir çözüm önerilmektedir?
Mevcut usulde, ilk derece mahkemelerinin, BAM ceza dairelerinin verdiği kesin nitelikteki bozma kararlarına karşı 'direnme' hakkı yoktur; bu kararlara uymak zorundadırlar. Bu durumun uygulamada yarattığı sorun, özellikle BAM'ların kanunun kendilerine tanıdığı bozma yetkisini aştığını düşündüğü durumlarda ortaya çıkmaktadır. Metinde belirtildiği üzere, CMK m. 289'daki bazı kesin hukuka aykırılık hallerinde (örneğin savunma hakkının kısıtlanması) BAM'ın bozma yetkisi kaldırılmış ve duruşma açması öngörülmüştür. Ancak BAM'lar, bu durumu aşmak için bazen bu bentlerin yanına başka bir bozma nedeni ekleyerek dosyayı yine de ilk derece mahkemesine gönderebilmektedir. Bu durum, bir nevi 'eylemli direnme' niteliği taşımakta ve mahkemeler arasında bir yetki çatışması görüntüsü yaratmaktadır. Metinde bu sorunun çözümü için, ilk derece mahkemelerine, Yargıtay kararlarına karşı olduğu gibi, BAM kararlarına karşı da 'direnme hakkı' tanınması önerilmektedir. Direnme üzerine uyuşmazlığın çözümü için ya istinaf içinde özel bir heyet ya da Yargıtay'da özel bir daire kurulması gibi mekanizmalar düşünülebilir. Bu öneri, hiyerarşiyi ve hukuki denetimi daha sağlıklı işler hale getirmeyi amaçlamaktadır.