Metin Akdemir (2) kararında AYM, tanıkların istinabe yoluyla dinlenmesinde SEGBİS sisteminin kullanılmamasını ve sanığın duruşmadan haberdar edilmemesini neden bir hak ihlali olarak görmüştür? Bu durum, 'doğrudan doğruyalık' ilkesini nasıl etkilemektedir?
Metin Akdemir (2) kararında AYM, bu durumu bir hak ihlali olarak görmüştür çünkü sanığın, aleyhindeki tanıkları sorgulama ve onlarla yüzleşme imkanı tamamen ortadan kaldırılmıştır. AYM'nin gerekçeleri şunlardır: 1) Sorgulama İmkanının Yokluğu: Sanık, tanıkların beyanlarının alındığı istinabe duruşmasından haberdar edilmediği için, ne bizzat ne de müdafii aracılığıyla tanıklara soru sorma imkanı bulamamıştır. SEGBİS gibi sesli ve görüntülü bilişim sistemlerinin kullanılmaması, bu imkanı teknik olarak da ortadan kaldırmıştır. 2) Kişisel İzlenimden Mahrum Kalma: Sanık, tanıkların sorulan sorulara verdikleri cevapları, tavırlarını, tereddütlerini ve genel tutumlarını gözlemleyerek kişisel bir izlenim edinme fırsatı bulamamıştır. Bu, beyanların güvenilirliğini test etme hakkının önemli bir parçasıdır. 3) Mahkemenin Gözlem Eksikliği: En önemlisi, hükmü verecek olan asıl mahkeme, tanıkların beyanlarını doğrudan duymamış, onların tepkilerini ve tutumlarını gözlemleyememiştir. Mahkeme, sadece kuru bir tutanağa dayanarak karar vermek zorunda kalmıştır. Bu durum, 'delillerin doğrudan doğruyalığı' ilkesini temelden zedelemektedir. Çünkü bu ilke, hakimin delille arada vasıta olmadan, bizzat temas kurmasını gerektirir. Bu güvenceler sağlanmadığı için AYM, tanık sorgulama hakkının ihlal edildiğine karar vermiştir.