Örgüt üyeliği suçunda temadinin 'iddianame tanzimi ile' kesileceği yönündeki Yargıtay görüşü, 'suçsuzluk/masumiyet karinesi' açısından neden eleştirilmektedir?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #24731

Metindeki yazarın eleştirel görüşüne göre, temadinin henüz kesinleşmiş bir mahkumiyet kararı olmadan, sadece bir iddianamenin düzenlenmesi veya geçici bir tutuklama tedbiri ile kesildiğini kabul etmek, 'suçsuzluk/masumiyet karinesi' (Anayasa m. 38/4) ile çelişmektedir. Bu eleştirinin temel nedenleri şunlardır: 1) Yargılamanın Sonucu Belirsizdir: İddianame düzenlendiğinde veya kişi tutuklandığında, yargılama henüz başlamıştır ve sanığın beraat etme ihtimali bulunmaktadır. Ortada henüz ispatlanmış bir suç veya suçluluk durumu yoktur. Henüz varlığı kesinleşmemiş bir suçun, sırf bir iddianameyle veya tedbirle 'tamamlandığını' ve bundan sonraki eylemlerin 'yeni bir suç' oluşturduğunu varsaymak, sanığı peşinen suçlu kabul etmek anlamına gelir. 2) Masumiyet Karinesi Devam Ederken Suçun Bittiğini Kabul Etmek: Sanık, yargılama boyunca masum kabul edilir. Masumiyet karinesi devam ederken, mütemadi suçun bittiğine ve yeni bir suçun başladığına hükmetmek mantıksal bir tutarsızlıktır. Mütemadi suçun varlığı ve ne zaman bittiği ancak yargılama sonunda, kesin bir hükümle netleşebilir. Bu nedenle, temadinin kesilmesi için en azından ilk suçtan dolayı verilmiş kesin bir mahkumiyet hükmünün varlığı aranmalıdır.