İHAM ve AYM içtihatlarına göre, siyasetçilere veya kamusal figürlere yönelik eleştirilerin sınırları, sıradan vatandaşlara yönelik eleştirilere göre neden daha geniştir? Bu ilkenin, erişimin engellenmesi kararlarında dikkate alınmamasının sonuçları nelerdir?
İHAM ve AYM'nin yerleşik içtihatlarına göre, siyasetçiler ve kamusal figürler, kendilerini kamuoyunun ve basının denetimine bilinçli olarak açtıkları için, sıradan vatandaşlara göre daha ağır ve sert eleştirilere katlanmak zorundadırlar. Demokratik bir toplumda, kamuyu ilgilendiren konularda ve özellikle siyasi tartışmalarda ifade özgürlüğünün sınırları çok daha geniştir. Bu ilkenin erişimin engellenmesi kararlarında dikkate alınmamasının ciddi sonuçları vardır: 1) Kamu Tartışmasının Engellenmesi: Siyasetçilerin veya kamu görevlilerinin faaliyetlerine ilişkin eleştirel haberlere kolayca erişimin engellenmesi, kamunun bilgi alma hakkını ve demokratik denetim işlevini ortadan kaldırır. 2) Caydırıcı Etki (Chilling Effect): Gazeteciler ve yayıncılar, dava veya erişim engeli tehdidi altında, kamusal önemi haiz konularda haber yapmaktan veya eleştirel yayınlar yapmaktan çekinirler. Bu durum, basının 'kamunun bekçi köpeği' rolünü oynamasını engeller ve otosansüre yol açar. 3) Orantısız Müdahale: Erişimin engellenmesi gibi ağır bir müdahaleye karar verilirken, eleştirinin hedefindeki kişinin statüsü (siyasetçi/kamusal figür) ve konunun kamusal ilgisi dikkate alınmazsa, yapılan müdahale neredeyse her zaman orantısız olur. 'Keskin Kalem' kararındaki olayların birçoğunun bu tür kamusal tartışmalarla ilgili olması, AYM'nin ihlal kararının temel gerekçelerinden biridir.