Anayasa Mahkemesi, Ayşe Tezel ve Diğerleri başvurusunda, başvurucuların mülkiyet hakkı (Anayasa m. 35) kapsamında korunması gereken bir menfaatleri olduğuna nasıl karar vermiştir? Bu değerlendirmede, 'meşru beklenti' kavramı veya ayrımcılık iddialarına özgü test nasıl bir rol oynamıştır?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #24715

Anayasa Mahkemesi, başvurucuların Anayasa m. 35 kapsamında korunması gereken bir menfaatleri olduğuna karar verirken, ayrımcılık iddialarına özgü bir test uygulamıştır. Mahkeme'ye göre, bir kanun hükmünün veya somut olaydaki gibi bir vakfiye yorumunun ayrımcılığa yol açtığı iddiasıyla mülkiyet hakkı bağlantılı bir şikayette bulunulduğunda, mülkün var olup olmadığı değerlendirilirken 'söz konusu ayrımcı kural veya yorum mevcut olmasaydı, kişinin ihtilaf konusu mülkle ilgili olarak icra edilebilir bir hakka sahip olup olmayacağına' bakılır. Somut olayda, başvurucuların murisinin vakfedenin alt soyu (evladı) olduğu tartışmasızdır. Vakfiyedeki cinsiyete dayalı ayrımcı şart (erkek evlat varken kız evladın pay alamaması) olmasaydı, başvurucuların murisi de vakfın galle fazlasından yararlanma hakkına sahip olacaktı. Bu potansiyel hak, Anayasa'nın 35. maddesi kapsamında korunması gereken bir 'ekonomik menfaat' olarak kabul edilmiş ve bu sayede mülkiyet hakkıyla bağlantılı olarak ayrımcılık yasağı (Anayasa m. 10) kapsamında inceleme yapılması mümkün hale gelmiştir.