İş akdinin feshi sırasında, işverenin çalışanı işyerine almayarak güvenlikte bekletmesi gibi onur kırıcı davranışları nedeniyle açılan bir manevi tazminat davasında, Bölge Adliye Mahkemesi'nin 'eylemlerin etik olmamakla birlikte kişilik haklarına saldırı ağırlığında olmadığı' yönündeki yorumu Yargıtay tarafından neden hatalı bulunmuştur?
Yargıtay 9. Hukuk Dairesi'nin 2018/2479 E. sayılı kararında bu yorum hatalı bulunmuştur çünkü işverenin işçiyi gözetme borcu, sadece işçinin bedensel bütünlüğünü değil, aynı zamanda onurunu, saygınlığını ve kişilik değerlerini de korumayı kapsar. Fesih gibi hassas bir sürecin, tüm çalışanların gözü önünde, işçiyi küçük düşürücü ve onurunu zedeleyici bir şekilde gerçekleştirilmesi, 'etik olmama' durumunu aşan, doğrudan kişilik haklarına yönelik bir saldırı niteliğindedir. Yargıtay, bu tür bir muamelenin tek başına manevi tazminat gerektirecek ağırlıkta bir haksız fiil olduğuna karar vererek, işverenin fesih sürecindeki özen yükümlülüğünün altını çizmiştir. (Kaynak: vonahukuk.com/is-akdinin-feshi-surecinde-isverenin-onem-vermesi-gerekenler/)