Görevi kötüye kullanma suçunda (TCK m. 257), 'kamu zararı'nın belirlenmesinde, zararın mutlaka kesin ve net bir rakam olarak hesaplanması gerekir mi? Miktarı tam saptanamayan ancak varlığı anlaşılan bir zarar, suçun oluşumu için yeterli midir?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #24014

Hayır, zararın mutlaka kesin ve net bir rakam olarak hesaplanması gerekmez. Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun yerleşik içtihatlarına göre (örn: K.2020/354), 'uğranılan kamu zararının miktarının kesin bir biçimde saptanması anlamında olmayıp miktarı saptanamasa dahi, işin veya hizmetin niteliği nazara alınarak, rayiç bedelden daha yüksek bir bedelle alım veya yapımın gerçekleştirildiğinin anlaşılması hâlinde de kamu zararının varlığı kabul edilmelidir.' Yani, bilirkişi incelemesi veya diğer delillerle, kamunun ekonomik olarak bir kayba uğradığı şüpheye yer bırakmayacak şekilde anlaşılıyorsa, bu zararın net rakamı (örneğin kuruşu kuruşuna) hesaplanamasa bile, suçun 'kamu zararı' unsuru oluşmuş sayılır.