Bir kamu görevlisinin, mevzuata aykırı bir işlem yapması sonucunda kamunun herhangi bir ekonomik zararı olmamış, kişilerin bir mağduriyeti yaşanmamış ve kimseye haksız bir menfaat sağlanmamıştır. Ancak yapılan işlem, idarenin itibarını zedelemiş ve kamu düzenini olumsuz etkilemiştir. Bu durum TCK m. 257'deki suçu oluşturur mu?
Hayır, oluşturmaz. TCK m. 257, çok net bir şekilde, suçun oluşumunu üç somut neticeye bağlamıştır: kişi mağduriyeti, kamu zararı, haksız menfaat. İdarenin itibarının zedelenmesi, kamu düzeninin olumsuz etkilenmesi, kamuya duyulan güvenin sarsılması gibi soyut ve ölçülmesi mümkün olmayan sonuçlar, bu üç şarttan birinin yerine geçmez. Kanun koyucu, ceza sorumluluğunu bu tür soyut kavramlara dayandırmak istememiş, somut ve ispatlanabilir sonuçlar aramıştır. Dolayısıyla, kamu görevlisinin fiili ne kadar hatalı ve idarenin prestijini zedeleyici olursa olsun, eğer kanunda sayılan bu üç sonuçtan biri meydana gelmemişse, TCK m. 257'deki görevi kötüye kullanma suçu oluşmaz. Bu durum, ancak bir disiplin cezasına konu olabilir.