Cismani zarar nedeniyle açılacak maddi ve manevi tazminat davalarında, Borçlar Kanunu'nun 60. maddesinde (eski BK) düzenlenen zamanaşımı süreleri nasıl uygulanır? Eğer haksız fiil aynı zamanda ceza kanunları uyarınca daha uzun zamanaşımına tabi bir suç teşkil ediyorsa, bu durum hukuk davasındaki zamanaşımını nasıl etkiler? Yargıtay 4. HD, E:2016/14728 sayılı kararında bu konuyu nasıl ele almıştır?
818 sayılı (eski) Borçlar Kanunu'nun 60/1. maddesine göre, haksız fiilden kaynaklanan tazminat talepleri, zarar görenin zararı ve faili öğrendiği tarihten itibaren bir yıl ve her halde zararı doğuran olayın (fiilin) gerçekleşmesinden itibaren on yıllık zamanaşımına tabidir. Ancak, BK md. 60/2'ye göre, eğer haksız fiil aynı zamanda ceza kanunları uyarınca daha uzun bir dava zamanaşımı süresine tabi bir suç teşkil ediyorsa, hukuk mahkemesinde açılacak tazminat davasında da bu uzamış ceza zamanaşımı süresi uygulanır. Yargıtay 4. Hukuk Dairesi'nin E:2016/14728, K:2019/300 sayılı kararında, davalının davacıyı yaralama eyleminin 07/07/2005'te gerçekleştiği, ceza yargılamasında TCK uyarınca 8 yıllık zamanaşımına tabi olduğu, ancak hukuk davasının 24/04/2015'te, yani 8 yıllık ceza zamanaşımı süresi dolduktan sonra açıldığı tespit edilerek, davanın zamanaşımı nedeniyle reddi gerekirken kısmen kabulüne karar verilmesinin bozulması gerektiği belirtilmiştir. Bu, uzamış ceza zamanaşımının hukuk davasına uygulanacağını ancak bu sürenin de dolmuş olabileceğini göstermektedir. (Kaynak: or.av.tr/cismani-zarar-nedeniyle-acilacak-tazminat-davasinda-zamanasimi/)