İcra İflas Kanunu'nun 278, 279 ve 280. maddelerinde düzenlenen tasarrufun iptali davalarında, borçlunun yaptığı tasarrufun üçüncü kişi ile olan akrabalık ilişkisi (eş, usul, füru, belirli derecede hısımlar) ispat yükümlülüğü açısından nasıl bir etki yaratır? Özellikle İİK md. 280/2'deki karine nedir ve nasıl çürütülebilir?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #239845

İİK'da düzenlenen tasarrufun iptali davalarında borçlu ile işlemi yaptığı üçüncü kişi arasındaki yakın akrabalık ilişkisi, alacaklı lehine bazı karineler oluşturarak ispat yükünü tersine çevirebilir veya kolaylaştırabilir. İİK md. 278/II-1'e göre (Anayasa Mahkemesi'nin kısmi iptal kararı dikkate alınarak) karı ve koca ile usul ve füru, sıhren üçüncü dereceye kadar hısımlar, evlat edinenle evlatlık arasında yapılan ivazlı tasarruflar bağışlama gibi kabul edilir ve iptale tabi olabilir. İİK md. 280/2'ye göre ise, malvarlığı borçlarına yetmeyen bir borçlunun alacaklılarına zarar verme kastıyla yaptığı işlemlerde, eğer üçüncü şahıs borçlunun karı veya kocası, usul veya füruu ile üçüncü dereceye kadar (bu derece dahil) kan ve sıhri hısımları, evlat edineni veya evlatlığı ise, borçlunun mali durumunu ve zarar verme kastını bildiği farz olunur (karine). Bu karine, üçüncü şahsın, borçlunun durumunu bilmediğini ancak İİK md. 279'un son fıkrasına göre (borçlunun hal ve vaziyetini bilmediğini ispat eylerse) ispat etmesiyle çürütülebilir. Bu, üçüncü kişinin iyi niyetli olduğunu ve borçlunun durumunu bilebilecek durumda olmadığını ispatlaması gerektiği anlamına gelir. (Kaynak: www.zulkufarslan.av.tr/tasarrufun-iptali-davasinda-komsuluk/ ve www.zulkufarslan.av.tr/tasarrufun-iptali-davasi/)