Yayın yoluyla kişilik haklarına (özel yaşam, şeref ve haysiyet) saldırı durumunda, 'basın özgürlüğü' hangi koşullarda hukuka uygunluk nedeni olarak kabul edilebilir? Yargıtay'ın 'kamu yararı' ölçütünü bu dengelemede nasıl kullandığını bir Yargıtay kararına atıfta bulunarak açıklayınız.

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #239814

Yayın yoluyla kişilik haklarına saldırı (hakaret, iftira, özel hayatın ifşası) haksız fiil teşkil edebilir ve tazminat sorumluluğu doğurabilir. Ancak, basın özgürlüğü (Anayasa md. 28, AİHS md. 10) kapsamında yapılan yayınlar, belirli koşullarda hukuka uygun kabul edilebilir. Bu koşullar genellikle şunlardır: 1) Haberin gerçek olması (görünür gerçeklik yeterlidir). 2) Haberin güncel olması. 3) Haberin verilmesinde kamu yararı ve toplumsal ilginin bulunması. 4) Haberin sunuluş biçimi ile özü arasında denge olması (gereksiz küçültücü, aşağılayıcı ifadelerden kaçınılması). Yargıtay 4. Hukuk Dairesi'nin 9/10/2006 tarih ve 10985/10098 sayılı kararında belirtildiği gibi, basın özgürlüğü ile kişilik değerleri çatıştığında, hukuk düzeni bu iki değerden birini üstün tutar. Bu üstünlük değerlendirmesinde temel ölçüt 'kamu yararı'dır. Eğer haberde kamu yararı varsa ve yukarıdaki diğer koşullar da sağlanmışsa, kişilik hakkı o an için korumasız kalabilir. Eleştiri ve yorum hakkı da benzer şekilde hukuka uygunluk nedeni olabilir, ancak eleştirinin de kişilik haklarını ihlal etmemesi, yapıcı olması ve somut verilere dayanması beklenir. (Kaynak: or.av.tr/yayin-yoluyla-kisilik-haklarina-saldiri-nedeniyle-tazminat-davalari/)