Bir devlet memurunun, 'siyasi partiye girmek' fiili (DMK m. 125/E-c) nedeniyle memuriyetten çıkarılması, Anayasa'da güvence altına alınan 'siyasi faaliyette bulunma' ve 'parti kurma/partilere girme' özgürlükleri (Anayasa m. 67-68) ile nasıl bir ilişki içindedir? Bu cezanın hukuki meşruiyeti nedir?
Bu durum, temel hak ve özgürlüklerin sınırlandırılması rejimine tipik bir örnektir. Anayasa, siyasi faaliyette bulunma ve partilere girme hakkını güvence altına alırken, aynı Anayasa'nın 128. maddesi devlet memurlarının görev ve sorumluluklarının kanunla düzenleneceğini belirtir ve 68. madde memurların siyasi partilere üye olamayacağına dair sınırlamalar getirilebileceğini öngörür. DMK m. 125/E-c'deki yasak, memurların 'tarafsızlık' ilkesi gereği görevlerini herhangi bir siyasi etki altında kalmadan, tüm vatandaşlara eşit bir şekilde yerine getirmelerini sağlama amacına dayanır. Bu, kamu hizmetinin sürekliliği ve güvenilirliği için meşru bir amaç olarak kabul edilir. Dolayısıyla, memuriyetten çıkarma cezası, memurun tarafsızlık yükümlülüğünün, genel siyasi faaliyette bulunma özgürlüğüne göre daha üstün tutulduğu bir sınırlamadır. Bu sınırlamanın ölçülü olup olmadığı ise ayrı bir tartışma konusudur, ancak hukuki meşruiyetini Anayasa'nın izin verdiği bu sınırlama rejiminden alır.