Bir kişinin, boşanma davasında delil olarak kullanmak amacıyla, eşiyle yaptığı bir telefon görüşmesini gizlice kaydedip, bu kaydı sadece mahkemeye sunması eylemi, TCK m. 132/3'teki 'alenen ifşa' suçunu oluşturur mu?
Bu konu tartışmalı olmakla birlikte Yargıtay'ın genel eğilimi, bu eylemin 'alenen ifşa' suçunu oluşturmayacağı yönündedir. 'Aleniyet' unsuru, ifşanın belirsiz sayıda kişiye yapılması anlamına gelir. Bir delilin, yargısal bir faaliyet kapsamında, sadece davanın görüldüğü mahkemeye sunulması, aleniyet unsurunu gerçekleştirmez. Yargısal makamlar 'yetkisiz kişi' olarak kabul edilmez. Yargıtay 12. Ceza Dairesi'nin 2015/3 K. sayılı kararında da, boşanma davasındaki iddiasını ispatlama amacını taşıyan ve sadece mahkemeye sunulan kayıtların, üçüncü kişi ya da kişilerle paylaşılmadığı sürece ifşa suçunu oluşturmayacağı, sanığın hukuka aykırı hareket etme bilinciyle hareket etmediği belirtilmiştir. Ancak, bu delilin elde ediliş biçimi (gizlice kayıt yapma), koşullara göre ayrı bir suç (TCK m. 134 - özel hayatın gizliliği) oluşturabilir mi sorusu ayrı bir tartışma konusudur.