Hakaret suçunun (TCK md. 125) oluşmadığı kabul edilen 'beddua' niteliğindeki sözler ile 'kaba hitap tarzı' veya 'ağır eleştiri' sayılan ifadeler arasında nasıl bir ayrım yapılmaktadır? Yargıtay kararlarında bu ayrıma ilişkin örnekler nelerdir?
Hakaret suçu, bir kimsenin onur, şeref ve saygınlığını rencide edebilecek nitelikte somut bir fiil veya olgu isnat etmek veya sövmek suretiyle işlenir. Yargıtay kararlarına göre: Beddua etmek hakaret suçunu oluşturmaz. Örneğin, 'Allah belanı versin', 'cehenneme kadar yolun var', 'Allah seni bildiği gibi yapsın' gibi ifadeler beddua niteliğindedir ve hakaret sayılmaz. Kaba hitap tarzı veya ağır eleştiri de hakaret suçunu oluşturmayabilir. Örneğin, hakime yönelik 'senden bu beklenir zaten adalet bu kadar', tanığa 'terbiyesizlik yapmaktadır', savcıya yönelik 'savcı iseniz savcılığınızı bilin, savcının dünyadan haberi yok' gibi ifadeler veya genel olarak 'dinsiz, imansız, saygısız, ulan, lan, yalancı' gibi ifadeler Yargıtay tarafından (somut olayın özelliklerine göre) kaba hitap tarzı veya ağır eleştiri kapsamında değerlendirilip hakaret suçunun unsurlarını taşımadığına karar verilebilmektedir. (Yargıtay 18. Ceza Dairesi K. 2019/11973 atfıyla). Bu ayrım, ifadenin objektif olarak kişinin şeref ve saygınlığını rencide edip etmediği, toplumsal değer yargıları ve ifadenin söylendiği bağlam dikkate alınarak yapılır. (Kaynak: avmehmetgenc.com/blog/hakaret-sayilmayan-sozler-nelerdir/18, TCK md. 125)