Kamuoyunda 'misyonerlik faaliyeti' olarak adlandırılan bir çalışma kapsamında, görüşülen kişilerin ad, soyad, telefon numarası gibi bilgilerinin yanı sıra dini görüşü, felsefi inancı gibi özel nitelikli verilerinin de kaydedilmesi eylemi TCK m. 135 açısından nasıl değerlendirilir? Yargıtay 12. Ceza Dairesi'nin 2013/25593 E. sayılı kararı bu konuda neye hükmetmiştir?
Bu eylem, TCK m. 135/2'de düzenlenen özel nitelikli kişisel verilerin hukuka aykırı olarak kaydedilmesi suçunu oluşturur. Yargıtay 12. Ceza Dairesi'nin 2013/25593 E. sayılı kararında, sanıkların dini yayma faaliyeti sırasında görüştükleri kişilerin normal kişisel verileriyle birlikte 'dini görüşü, felsefi inancı' gibi TCK m. 135/2 kapsamında sayılan hassas verilerini de kaydettikleri tespit edilmiştir. Sanıkların, bu bilgilerin kişilerin rızasıyla verildiği yönündeki savunmaları, suçun hukuka aykırılık unsurunu ortadan kaldırmamıştır. Çünkü kişilerin bu tür hassas verilerinin kaydedilmesine verdikleri rızanın, kanunun koruduğu kamusal menfaat karşısında her zaman geçerli olmayacağı ve bu tür verilerin kaydedilmesinin kanunda özel bir istisnaya (örn. kanuni bir yükümlülük) dayanmadıkça hukuka aykırı olacağı kabul edilmiştir. Bu nedenle sanıkların TCK m. 135/2'den mahkumiyetleri onanmıştır.