Anayasa Mahkemesi'nin 3108 sayılı Kanun'un, taş kömürü havzasındaki zilyetleri adına tescil edilen taşınmaz maliklerinin maden işletmeciliği sebebiyle meydana gelen zararlardan dolayı tazminat talep edemeyeceklerini düzenleyen kuralını iptal etme gerekçesi nedir? Bu karar, mülkiyet hakkı ve etkili başvuru hakkı (Anayasa md. 35, 40) ile nasıl ilişkilendirilmiştir?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #238956

Anayasa Mahkemesi, söz konusu kuralı Anayasa'nın 35. maddesinde güvence altına alınan mülkiyet hakkı ile bağlantılı olarak Anayasa'nın 40. maddesinde düzenlenen etkili başvuru hakkını ihlal ettiği gerekçesiyle iptal etmiştir. Temel gerekçeler şunlardır: 1. Etkili Başvuru Hakkının Engellenmesi: Kural, taş kömürü havzasındaki taşınmaz maliklerinin, madencilik faaliyeti nedeniyle mülklerinde oluşan zararların tazmini için dava açabilmelerini kategorik olarak engellemektedir. Bu durum, kişilerin hak arama özgürlüğünü ve uğradıkları zararların telafisi için yargı yoluna başvurma imkanını ortadan kaldırmaktadır. 2. Mülkiyet Hakkına Orantısız Müdahale: Devletin tabii servetleri işletme yetkisi olsa da, bu faaliyetler nedeniyle kişilerin mülklerinin hasar görmesi durumunda uğradıkları zararın telafi edilmesi ölçülülük ilkesinin bir gereğidir. Devletin, geçmişte kamu malı niteliğindeki taşınmazlar üzerinde bireylere mülkiyet hakkı tanıyarak menfaat temin etmiş olması, sonrasında bu bireylerin madencilik faaliyetlerinden kaynaklanan zararlarına karşı anayasal koruma yükümlülüğünü ortadan kaldırmaz. Kusurlu-kusursuz sorumluluk ayrımı yapmaksızın hiçbir tazminat davası açılamayacağını öngören kural, mülkiyet hakkına ağır bir müdahale teşkil etmektedir. AYM, Sabri Uhrağ ve Hulusi Yılmaz kararlarına da atıfta bulunarak, dava açma yolunun kapatılmasının mülkiyet hakkıyla bağlantılı olarak etkili başvuru hakkını ihlal ettiğini vurgulamıştır. (Kaynak: www.zulkufarslan.av.tr/maden-isletmeciligi-tazminat/, Anayasa md. 35, md. 40)