İnfaz Kanunu madde 39'da tanımlanan 'kınama' disiplin cezasının hukuki niteliği nedir ve hangi eylemler bu cezayı gerektirir? Aynı Kanun'un 48/2. maddesi uyarınca, bir eylemden dolayı verilen disiplin cezası kesinleştikten sonra bu cezanın kaldırılması için gerekli süre içinde yeniden disiplin cezasını gerektiren bir eylemde bulunan hükümlü hakkında nasıl bir uygulama yapılır? Yargıtay 1. Ceza Dairesi'nin 2016/5881 E. sayılı kararı bu konuda neyi vurgulamıştır?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #238921

İnfaz Kanunu madde 39'a göre kınama cezası, hükümlüye eyleminin kötü niteliğinin ve uygunsuzluğunun açıklanması ve tekrarı durumunda doğuracağı sonuçlara dikkatinin çekilmesidir. Kınama cezasını gerektiren eylemler arasında mektuplarda tehdit/hakaret kullanmak, diğer hükümlü/tutuklulara edep dışı konuşmak, idareden habersiz mektup göndermek, görevlilere hediye vermek, kimliğini taşımamak gibi durumlar sayılmıştır. İnfaz Kanunu md. 48/2'ye göre, bir eylemden dolayı verilen disiplin cezası kesinleştikten sonra bu cezanın kaldırılması için gerekli süre içinde yeniden disiplin cezasını gerektiren bir eylemde bulunan hükümlü hakkında, her defasında bir üst ceza uygulanır. Yargıtay 1. Ceza Dairesi E: 2016/5881, K: 2017/142 sayılı kararında, hükümlünün 'kimliği taşımamak' (kınama cezasını gerektiren) eylemi nedeniyle, daha önce 'ziyaretçi kabulünden yoksun bırakılma' cezası varken, doğrudan 'hücreye koyma cezası' verilmesini hukuka aykırı bulmuştur. Karara göre, son disiplin cezasına konu eylemin gerektirdiği 'kınama' cezasının bir üstündeki 'bazı etkinliklere katılmaktan alıkoyma' cezasının uygulanması gerekirken, bir önceki disiplin cezasının bir üstü olan hücreye koyma cezasının uygulanması hatalıdır. (Kaynak: barandogan.av.tr/blog/mevzuat/infaz-kanunu-madde-39-kinama.html, İnfaz Kanunu md. 39, md. 48/2, Yargıtay 1. Ceza Dairesi E: 2016/5881 K: 2017/142)