Devlet memurluğundan çıkarma cezasında 'ölçülülük ilkesi' nasıl bir rol oynar? Danıştay'ın, memurun eylemi ile verilen ceza arasında adil bir denge bulunması gerektiğine ilişkin yaklaşımını bir örnekle açıklayınız.

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #23831

Ölçülülük ilkesi, idari işlemin, ulaşılmak istenen amaç için 'elverişli', 'zorunlu' ve 'orantılı' olmasını gerektirir. Devlet memurluğundan çıkarma cezasında Danıştay, bu ilkeye büyük önem vermektedir. Eylem ile verilen ceza arasında adil bir denge olması gerektiğini, en ağır ceza olan çıkarma cezasının son çare olarak uygulanması gerektiğini vurgular. Örneğin, Danıştay Onikinci Daire'nin 15/02/2017 tarihli 2016/8859 E. sayılı kararında, soruşturma dosyasındaki eylemin sübuta erdiği kabul edilse dahi, bu eylemin niteliğinin 'memurluk sıfatıyla bağdaşmayacak nitelik ve derecede yüz kızartıcı ve utanç verici hareket' olarak nitelendirilmesinin ve en ağır ceza olan meslekten çıkarma cezasının verilmesinin ölçülülük ilkesine aykırı olduğuna karar verilmiştir. Danıştay, fiilin ağırlığı ile yaptırımın ağırlığı arasında makul bir oran bulunup bulunmadığını denetleyerek, daha hafif bir disiplin cezasıyla yetinilmesi gereken durumlarda verilen çıkarma cezasını iptal etmektedir.