Birbiriyle hukuki bağlantısı olmayan, farklı kanunlara dayanan ve Yargıtay'daki temyiz inceleme yerleri (ilgili daireleri) farklı olan davaların aynı dilekçede açılması (davaların yığılması) mümkün müdür? Yargıtay 6. Hukuk Dairesi'nin 2016/4556 E. sayılı kararı bu konuda nasıl bir yol göstermektedir?
HMK m. 110, davaların yığılması için talepler arasında hukuki veya ekonomik bir bağ bulunmasını şart koşmaz. Ancak, yargılamanın sağlıklı yürütülmesi ve usul ekonomisi açısından bazı pratik zorluklar ortaya çıkabilir. Yargıtay 6. Hukuk Dairesi'nin 2016/4556 E., 2016/3425 K. sayılı kararında, kiracılığın tespiti (TBK) ve muhdesatın tespiti (MK) gibi hem yargılama usulleri hem de Yargıtay'daki temyiz inceleme daireleri farklı olan taleplerin bir arada açıldığı bir davada, mahkemenin bu davaları tefrik ederek (ayırarak) ayrı ayrı görmesi ve karara bağlaması gerektiğine hükmetmiştir. Bu durum, HMK m. 110'un mutlak bir birleştirme zorunluluğu getirmediğini, yargılamanın selameti açısından mahkemenin davaları ayırma (tefrik) yetkisinin (HMK m. 167) bulunduğunu göstermektedir. Dolayısıyla, bu tür davaların aynı dilekçede açılması teorik olarak mümkün olsa da, mahkeme pratikte bunları ayırarak yargılamayı yürütebilir.