Bir kişinin, katıldığı bir davada delil olarak sunmak amacıyla, karşı tarafla yaptığı telefon görüşmesini gizlice kaydetmesi ve bu kaydı mahkemeye sunması eylemi, TCK m. 132/3 (kendisiyle yapılan haberleşmeyi ifşa) kapsamında suç oluşturur mu? Yargıtay 12. Ceza Dairesi'nin 2015/20 K. sayılı kararını bu bağlamda analiz ediniz.
Bu durum Yargıtay kararlarında çelişkili gibi görünse de temel ayrım, delilin nasıl elde edildiğine dayanmaktadır. Yargıtay 12. Ceza Dairesi'nin 2015/20 K. sayılı kararında, sanığın, kendisine karşı işlenmekte olan ve ani gelişen bir suç (hakaret, tehdit vb.) olmaksızın, önceden hazırlıklı ve planlı bir şekilde, sırf boşanma davasına yeni bir delil oluşturmak amacıyla katılanla yaptığı görüşmeyi gizlice kaydetmesi ve mahkemeye sunması eyleminin, 'ifşa suretiyle haberleşmenin gizliliğini ihlal' suçunu (TCK m. 132/3) oluşturduğuna hükmedilmiştir. Karardaki kilit nokta, 'kaybolma olasılığı bulunan mevcut bir delilin muhafazasını sağlamak' yerine 'yeni bir delil yaratma' amacıdır. Eğer kayıt, o an işlenmekte olan bir suçu (örn. şantaj) ispatlamak için ve başka türlü ispat imkanı yokken yapılmış olsaydı, hukuka uygunluk nedeni (meşru savunma/zorunluluk hali) tartışılabilirdi. Ancak planlı bir şekilde delil yaratma amacı, eylemi hukuka aykırı kılmaktadır.