Yargıtay 8. Ceza Dairesi'nin 2006/10342 E., 2007/3 K. sayılı kararında, suç tarihinde yürürlükte olan 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu'nun 17. maddesi ile 5275 sayılı İnfaz Kanunu'nun 107/4 maddesi arasındaki ilişki nasıl değerlendirilmiştir? Özellikle, koşullu salıverilme kararında 647 sayılı Kanun'un uygulanmasının hatalı bulunmasının gerekçesi nedir?
Yargıtay 8. Ceza Dairesi'nin kararında, suç tarihinde yürürlükte olan 3713 sayılı Yasa'nın 17. maddesinin 'Bu Kanun kapsamına giren suçlardan mahkum olanlardan diğer şahsi hürriyeti bağlayıcı cezalara mahkum edilmiş olanlar, hükümlülük süresinin 3/4'ünü çekmiş olup da iyi halli hükümlü niteliğinde bulundukları takdirde talepleri olmaksızın şartla salıverilirler' hükmünü içerdiği belirtilmiştir. Ayrıca, 5275 sayılı Yasa'nın 107/4. maddesinde de (suç işlemek için örgüt kurmak veya yönetmek ya da örgütün faaliyeti çerçevesinde işlenen suçtan dolayı mahkumiyet halinde) süreli hapis cezalarının dörtte üçünün infaz kurumunda çekilmesi halinde koşullu salıvermeden yararlanılabileceği düzenlenmiştir. Bu durumda, suçun terör suçu kapsamında olması nedeniyle koşullu salıverilmenin 3713 sayılı Yasa'nın 17. maddesine tabi olduğu, 5237 sayılı TCK 220. maddesinde yazılı suç yönünden de 5275 sayılı Yasa'nın 107/4. maddesinde aynı düzenlemenin yer aldığı gözetilmeden, lehe kanun olarak 647 sayılı Yasa'nın (infaz oranı 1/2 olan) 19. maddesinin uygulanması hatalı bulunmuştur. Karar, terör suçlarında infaz rejiminin özel hükümlere tabi olduğunu ve 647 sayılı Kanun'un terör suçları için lehe olmadığını vurgulamaktadır (Yargıtay 8. Ceza Dairesi 2006/10342 E., 2007/3 K.).