Manevi tazminatın haczedilemezliği (İİK m. 82/11) ilkesinin, borçlunun diğer malvarlığı bulunmadığı durumlarda alacaklının hakkıyla nasıl bir denge içinde yorumlanması gerekir?
Bu bir denge sorunudur. Kural olarak manevi tazminat, kişinin şahısvarlığına yönelik bir zararının telafisi olduğu için haczedilemez. Ancak, Yargıtay bazı kararlarında, manevi tazminatın çok yüksek miktarda olması ve borçlunun başka hiçbir malvarlığının bulunmaması, alacaklının da mağdur durumda olması gibi istisnai hallerde, hakkın kötüye kullanılması yasağı (TMK m. 2) çerçevesinde, manevi tazminatın bir kısmının haczedilebileceğine veya en azından borçlunun bu durumu alacaklıdan mal kaçırma aracı olarak kullanamayacağına işaret etmiştir. Bu çok hassas bir dengedir ve somut olaya göre değişir.