1567 sayılı Türk Parasının Kıymetini Koruma Hakkında Kanun'a aykırı olarak bildirim ve izin şartına uyulmadan yurt dışına altın çıkarılması durumunda uygulanan idari para cezasının Anayasa Mahkemesi tarafından mülkiyet hakkı ihlali olarak değerlendirilmesinin temel gerekçeleri nelerdir?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #232007

Anayasa Mahkemesi'nin ilgili kararında (başvurucuya altınların rayiç bedelinin %50'si oranında idari para cezası verilmesi olayı), 1567 sayılı Kanun'da öngörülen idari para cezasının mülkiyet hakkını ihlal ettiği sonucuna varılmasının temel gerekçeleri şunlardır: 1) **Otomatik ve Orantısız Ceza:** Kanun, mahkemelere somut olayın şartlarına göre yargısal denetim yapma, müdahalenin ağırlığı ile gerçekleşen netice arasında orantısızlık olup olmadığını ve ulaşılan sonucun adil olup olmadığını değerlendirme imkânı tanımamaktadır. Ceza, altının rayiç bedelinin sabit bir oranı (%50) olarak belirlenmiştir. 2) **Şahsileştirme Olanağının Yokluğu:** Kural, kabahati işleyen kişinin kusur derecesi, beyan edilen paranın (altının) kaynağı ve kuralla korunmak istenen meşru amacın ne ölçüde zarar gördüğü gibi hususlarda yargı mercilerinin değerlendirme yapmasına imkan vermemektedir. 3) **Ölçülülük İlkesine Aykırılık:** Somut olayda altının herhangi bir suça konu olduğuna veya kaynağının belirsizliğine ilişkin bir veri bulunmadığı, kabahatin koruduğu hukuki menfaatin sadece ülkeye altın giriş çıkışını takip etmek olduğu halde, sabit oranlı ceza nedeniyle başvurucuya aşırı bir külfet yüklenmiştir. Müdahale ile korunmak istenen meşru amaç (bildirim yükümlülüğüne uyulmasını sağlamak) ile kişinin mülkiyet hakkı arasındaki adil denge başvurucu aleyhine bozulmuştur. İlgili Kanun Maddesi: 1567 sayılı Türk Parasının Kıymetini Koruma Hakkında Kanun. Anayasa Maddeleri: Anayasa m.35 (Mülkiyet Hakkı). Açıklama: AYM, cezanın miktarının belirlenmesinde somut olayın özelliklerinin, failin kusurunun ve eylemin yol açtığı zararın dikkate alınmadığı, katı ve otomatik bir yaptırımın ölçülülük ilkesine ve dolayısıyla mülkiyet hakkına aykırı olabileceğini vurgulamıştır.