Dolandırıcılık suçunu (TCK 157), Türk Ceza Kanunu'nda malvarlığına karşı işlenen suçlar arasında korunan hukuki değerler (malvarlığı ve irade özgürlüğü) açısından değerlendiriniz. Suçun basit halinin unsurları (hileli davranış, zarar, fayda) ve 'hileli davranış' kavramının Yargıtay içtihatları ışığında nasıl yorumlandığını detaylandırınız. Ayrıca, suçun fail ve mağdur bakımından niteliklerini ve yakın akrabalara karşı işlenmesi durumundaki özel hükümleri açıklayınız.

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #231662

Dolandırıcılık suçu (TCK 157), malvarlığına karşı işlenen suçlardan olup, esasen malvarlığı ve bireyin irade özgürlüğünü korur. Suçun hukuki konusu taşınır veya taşınmaz herhangi bir malvarlığı değeridir. Bu suç herkes tarafından işlenebilir, özgü suç niteliğinde değildir. Failin, hileli davranışlarla bir kimseyi aldatıp, onun veya başkasının zararına olarak, kendisine veya başkasına bir yarar sağlamasıyla oluşur. **Hileli davranış**, nitelikli bir yalandır; mağdurun iradesini ifsat edecek ve basit bir inceleme ile anlaşılamayacak mahiyette olmalıdır. Yargıtay, hangi hareketin aldatmaya elverişli olduğunu somut olayın koşullarına ve mağdurun durumuna göre belirler. Suçun oluşması için mağdurun veya üçüncü bir kişinin zarar görmesi ve failin maddi nitelikte bir yarar sağlaması gerekir. Zarar somut olarak gerçekleşmiş olmalı ve hile ile yarar arasında nedensellik bağı bulunmalıdır. Mağdur bakımından bir özellik ifade etmez, herkese karşı işlenebilir; ancak algılama gücü zayıf kişilere karşı işlenmesi nitelikli hal oluşturur (TCK 158/1-c). Belli yakınlıktaki akrabalara karşı işlenmesi halinde (TCK 167) fail için şahsî bir cezasızlık sebebi mevcuttur. Suç, kasten işlenebilir ve teşebbüse elverişlidir. Dava zamanaşımı 8 yıldır. (Kaynak: or.av.tr/dolandiricilik-sucu-cezasi-ve-nitelikli-halleri/)