İş sözleşmesini, Türk İş Hukuku'ndaki konumu ve taraflar (işçi-işveren) arasındaki menfaatler dengesini sağlama fonksiyonu açısından değerlendiriniz. Yazılı sözleşme zorunluluğunun olmadığı hallerde bile, iş sözleşmesinin yapılmasının işçi lehine önemini ve yazılı belge çağı bağlamında ispat hukuku açısından taşıdığı değeri açıklayınız.
İş sözleşmesi, bir tarafın (işçi) bağımlı olarak iş görmeyi, diğer tarafın (işveren) da ücret ödemeyi üstlenmesinden oluşan bir sözleşmedir. 4857 sayılı İş Kanunu'nda açıkça düzenlenmedikçe özel bir şekle tabi değildir, ancak süresi bir yıl ve daha fazla olan iş sözleşmelerinin yazılı şekilde yapılması zorunludur. İş sözleşmesinin yapılmaması halinde, temel ve ek ücretin ödenmesinde, iş koşullarında, çalışma sürelerinde ve feshin hukuki sonuçlarında anlaşmazlıklar yaşanması ve bunların ispatı bakımından zorluklar ortaya çıkabilir. Modern çağın yazılı belge çağı olması nedeniyle, yazılı belgelerin ispat açısından öncelikli bir karine ve delil niteliği taşıdığı kabul edilir. Bu nedenle, işçi ve işveren arasındaki menfaatler dengesi, işçinin korunması ve yasal haklarını tam manasıyla elde edebilmesi bakımından yazılı iş sözleşmesi yapılması önem arz eder. İşveren açısından, yazılı sözleşme yapılmayan hallerde işçiye en geç 2 ay içinde genel ve özel çalışma koşullarını, temel ücreti gibi bilgileri içeren yazılı bir belge verme yükümlülüğü vardır; aksi halde idari para cezası uygulanır (İş Kanunu md. 99/1-c). (Kaynak: or.av.tr/is-sozlesmesi-neden-yapilir/)