CMK md. 58/2-3 kapsamında tanığın kimliğinin saklı tutulması ve gizli tanık uygulaması hangi şartlarda ve nasıl gerçekleştirilir? Bu uygulamanın sanığın savunma hakkıyla dengelenmesi nasıl sağlanır?
CMK md. 58/2, tanığın kimliğinin saklı tutulması gereken hallerde, kimliğinin ortaya çıkmasını engelleyecek özel önlemler alınabileceğini belirtir. Eğer tanığın kimliğinin ortaya çıkması kendisi veya başkaları için ağır bir tehlike oluşturacaksa ve bu tehlike başka türlü önlenemiyorsa, mahkeme kararıyla kimliği gizli tutularak dinlenebilir (Gizli Tanık - 5726 sayılı Tanık Koruma Kanunu'nda da düzenlenmiştir). CMK md. 58/3'e göre, gizli tanık dinlenirken, tanığın hazır bulunma hakkına sahip olanlar (sanık, müdafi, katılan, vekil) bulunmaksızın da dinlenebilir. Ancak bu durumda, tanığa sorulmasını istedikleri soruları hâkime iletirler; hâkim bu soruları tanığa yöneltir. Ses ve görüntünün aynı anda başka bir yere aktarılması suretiyle de dinleme yapılabilir. Bu uygulamanın sanığın savunma hakkıyla (özellikle CMK md. 201 - doğrudan soru sorma hakkı, CMK md. 217 - delillerin tartışılması) dengelenmesi önemlidir. Yargıtay ve AİHM içtihatlarına göre, mahkumiyetin sadece veya büyük ölçüde gizli tanık beyanına dayandırılmaması, sanık ve müdafiine gizli tanığın güvenilirliğini ve beyanlarını etkili bir şekilde sorgulama imkanı tanınması (örneğin dolaylı yoldan soru sorma, çelişkili beyanları ortaya koyma) ve bu tür delillerin çok dikkatli değerlendirilmesi gerekmektedir. Amaç, hem tanığı korumak hem de adil yargılanma hakkını ihlal etmemektir.