AsCK md. 107'ye göre, 'Bu fasıldaki cezaların maduna tatbik olunabilmesinin şartı' nedir? 'Mafevkin rütbesi ve kıdemi herhangi bir suretle madunun malumu bulunması' şartı nasıl yorumlanmalı ve ispatlanmalıdır?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #231584

AsCK md. 107, Askeri Ceza Kanunu'nun amir ve üstlere karşı işlenen suçları düzenleyen faslındaki (örneğin amire hakaret, fiilen taarruz, mukavemet) ağır cezaların maduna (asta) uygulanabilmesi için, 'mafevkin (üstün) rütbesi ve kıdemi herhangi bir suretle madunun malumu bulunması' şartını öngörür. Yani, astın, fiili işlediği kişinin kendisinden rütbe veya kıdemce üst olduğunu bilmesi gerekir. 'Malum olmak' kesin olarak bilmek anlamındadır. Eğer astın, üstünün bu vaziyetini bilmediği sabit olursa, hakkında tertip olunacak ceza umumi hükümlere (yani amire/üste karşı işlenmiş suçlara özgü ağırlaştırılmış cezalar değil, genel suç hükümleri) tabi olur. Bu bilme şartının ispatı, somut olayın özelliklerine göre değerlendirilir. Kural olarak, resmi üniforma giyen askeri personelin rütbesinin ve dolayısıyla astlık-üstlük ilişkisinin diğer askerler tarafından bilinmesi beklenir. Ancak, örneğin sivil kıyafetli bir üste karşı veya rütbe işaretlerinin görünmediği/anlaşılmadığı durumlarda, astın bu durumu bilmediği iddiası araştırılır. Askeri Yargıtay 2. Dairesi'nin 20.06.2012 tarihli kararında olduğu gibi, mağdurun rütbe takıp takmadığı, terfiinin ne zaman tebliğ edildiği gibi hususlar bu bilginin varlığının tespitinde dikkate alınır. Araştırma objektif ölçütlere göre yapılmalı, ancak şüphe sanık lehine yorumlanmalıdır.