Anayasa Mahkemesi'nin Zülküf Arslan'ın yazısında atıfta bulunulan gebeliğin sonlandırılmasına ilişkin kararında, yargı makamlarının tutumunun başvurucunun 'maddi ve manevi varlığının korunması ve geliştirilmesi hakkını' (Anayasa m.17) ihlal ettiği sonucuna varılmasının temel nedenleri nelerdir?
Anayasa Mahkemesi'nin kararında, yargı makamlarının tutumunun Anayasa m.17'yi ihlal etmesinin temel nedenleri şunlardır: 1) Yanlış Gerekçe: Sulh Ceza Hakimliği'nin, kadının kişisel özerklik ve vücut bütünlüğü hakkı ile ceninin menfaatleri arasında makul bir denge kurmaya yönelik yasal düzenlemeleri (örn: TCK'daki suç sonucu gebeliklerde izin şartları) irdelemeden, sadece 'anne yönünden sağlık sorunu yaratmadığı veya diğer bir zorunluluk hâli olmadığı sürece gebeliği sonlandırmanın yaşam hakkı ihlali sayılacağı' gibi dar bir gerekçeyle talebi reddetmesi. 2) Sürüncemede Bırakma: İtiraz merciinin de başvurucunun itirazlarını incelemeyip talebi sürüncemede bırakması. 3) Aşırı Külfet: Mümkün olan en kısa sürede verilmesi gereken kararın, zaman faktörünün kritik olduğu yaklaşık iki aylık sürede bir türlü verilememesi, başvurucunun gebeliğin sonlandırılması imkânına erişmesini imkânsız kılmış ve aşırı bir külfet yüklemiştir. Bu durum, adil dengeyi başvurucu aleyhine bozmuş ve müdahaleyi orantısız hale getirmiştir.