Türk Borçlar Kanunu (TBK) madde 56'ya göre, bir kişinin 'ağır bedensel zarar'a uğraması durumunda yakınlarının (ana, baba, karı, koca ve çocuklar gibi) manevi tazminat talep etme hakkını analiz ediniz. Bu hakkın 818 sayılı Borçlar Kanunu dönemindeki içtihatlarla nasıl geliştiğini ve 'ruhsal bütünlüğün ihlali' kavramının manevi zararda nasıl yer bulduğunu tartışınız.
TBK madde 56'ya göre 'ağır bedensel zarar yada ölüm halinde zarar görenin veya ölenin yakınlarına da manevi tazminat olarak uygun bir miktar para ödenmesine karar verilebilineceği' hükmü getirilmiştir. Bu yeni düzenleme, 818 sayılı Borçlar Kanunu'nun (eski BK 47) yürürlük zamanında içtihatlarla geliştirilen bir hususu yasa koyucu tarafından açıklığa kavuşturmuştur. Eski BK 47'ye göre manevi tazminat isteme hakkı doğrudan cismani zarara maruz kalan kişiye aitti; yansıma yoluyla üzüntü duyanlar talep edemezdi. Ancak Yargıtay içtihatları, zararın sadece maddi sağlık bütünlüğünü değil, ruhsal ve sinirsel bütünlüğün de ihlalini (sinir bozukluğu, hastalık) kapsadığını kabul ederek, ağır yaralanan kişinin yakınlarının da ruhsal bütünlüğünün ağır şekilde bozulması halinde manevi tazminat isteyebileceklerini kabul etmiştir (örn. HGK kararları). TBK 56, bu içtihatları yasalaştırarak 'ağır bedensel zarar' koşulunu getirmiştir.