Şiddetli geçimsizlik nedeniyle boşanma davasında, davalının davacının daha kusurlu olduğunu ileri sürerek itiraz etme hakkının kullanılamayacağı durumlar nelerdir? Bu istisnaların hukuki gerekçelerini açıklayınız.

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #229667

Şiddetli geçimsizlik (evlilik birliğinin temelinden sarsılması) nedeniyle açılan boşanma davalarında (TMK m.166/1), davalının, davacının daha kusurlu olduğunu ileri sürerek davaya itiraz etme hakkı TMK m.166/2'de düzenlenmiştir. Ancak bu itirazın kusur yönünden ileri sürülemeyeceği iki temel durum metinde belirtilmiştir: 1. İki tarafın eşit derecede kusurlu olması: Eğer evlilik birliğinin sarsılmasında her iki eş de eşit derecede kusurlu ise, davalı taraf 'davacı daha kusurlu' itirazını ileri süremez. Çünkü bu durumda davacının 'daha' kusurlu olduğu iddiası dayanaksız kalır. 2. İki tarafın da kusursuz olması: Eğer evlilik birliğinin sarsılmasına neden olan olaylarda her iki eşin de bir kusuru yoksa (örneğin, ciddi bir hastalık, ekonomik zorluklar gibi objektif nedenlerle evlilik çekilmez hale gelmişse), yine davalı taraf kusura dayalı bu itirazı ileri süremez. Hukuki Gerekçeler: Bu istisnaların temel hukuki gerekçesi, TMK m.166/2'deki 'daha kusurlu' itirazının amacına dayanır. Bu itiraz, daha az kusurlu olan eşi, daha çok kusurlu olan eşin açtığı bir boşanma davasıyla evliliği sonlandırmaya zorlanmaktan korumayı amaçlar. Ancak; * Eşit kusur durumunda: Bir tarafın diğerinden 'daha' kusurlu olduğundan bahsedilemez. Bu durumda, evlilik birliği zaten temelinden sarsılmışsa, kusur dağılımının eşitliği, birliğin devamı için bir gerekçe oluşturmaz. * Kusursuzluk durumunda: Evlilik birliğinin sarsılmasında taraflara atfedilecek bir kusur yoksa, kimsenin kimseye 'daha kusurlu' diyerek itiraz etmesi mantıksal olarak mümkün değildir. Evlilik, kusur dışı sebeplerle çekilmez hale gelmişse, bu durumun sonuçlarına katlanmak yerine boşanma yolu açılmalıdır. Ayrıca, TMK m.166/2'nin son cümlesi, bu itirazın hakkın kötüye kullanılması niteliğinde olması ve evlilik birliğinin devamında davalı ve çocuklar bakımından korunmaya değer bir yarar kalmamışsa, davacının daha kusurlu olduğu ispatlansa bile hakimin boşanmaya karar verebileceğini düzenler. Bu da, temelinden sarsılmış bir evliliğin anlamsızca sürdürülmesini engellemeye yönelik bir başka güvencedir.