Türk Medeni Kanunu Madde 27'ye göre isim veya soyadı değişikliği davasında 'haklı sebep' kavramı nasıl yorumlanmaktadır ve bu davada tanık delilinin önemi nedir?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #229650

TMK Madde 27, adın ve soyadın değiştirilmesinin ancak haklı sebeplere dayanılarak hakimden istenebileceğini düzenler. 'Haklı sebep' kavramı kanunda tahdidi (sınırlı sayıda) olarak sayılmamıştır, bu nedenle geniş yorumlanır ve hakimin takdirine bırakılmıştır. Yargıtay içtihatları ve doktrinde kabul gören haklı sebep örnekleri şunlardır: * Adın veya soyadın gülünç, komik, alay konusu olması. * Adın veya soyadın kötü şöhretli bir kişiyle özdeşleşmesi veya kötü bir anlam taşıması. * Adın veya soyadın telaffuzunun zor olması, yaygın olarak yanlış söylenmesi/yazılması. * Kişinin sosyal çevresinde veya meslek hayatında farklı bir isimle tanınıyor olması. * Adın veya soyadın kişide travmatik bir anıyı canlandırması. * Kişinin taşıdığı ada veya soyada ruhsal bir aidiyet hissetmemesi (subjektif nedenler de kabul edilebilir). * Dini veya kültürel nedenlerle isim değişikliği talebi. Tanık Delilinin Önemi: İsim veya soyadı değişikliği davasında tanık delili, özellikle haklı sebebin ispatı açısından büyük önem taşır. Eğer adın veya soyadın gülünçlüğü, kötü anlamı gibi hususlar ilk bakışta açıkça anlaşılamıyorsa, yani ismin biçimsel açıdan olumsuz bir çağrışımı yoksa, davacının ileri sürdüğü subjektif durumların (örneğin, toplumda farklı bir isimle tanınma, ismin alay konusu olması, psikolojik rahatsızlık vermesi) ispatı için tanık beyanlarına başvurulur. Tanıklar, davacının mevcut ad veya soyadı nedeniyle yaşadığı zorlukları, sosyal çevresindeki algıyı ve değişikliğin gerekliliğini mahkemeye aktararak hakimin 'haklı sebep' konusunda kanaat oluşturmasına yardımcı olurlar. Nüfus kayıtları gibi resmi belgeler objektif durumu ortaya koysa da, ismin kişi üzerindeki sübjektif etkileri ve toplumsal yansımaları genellikle tanıklarla ispatlanır.