CMK Madde 106 kapsamında salıverilen şüphelinin veya sanığın adres bildirme yükümlülüğünün amacı nedir ve bu yükümlülüğe uyulmamasının tebligat hukuku açısından sonuçları nelerdir?
CMK Madde 106'da düzenlenen, salıverilen şüpheli veya sanığın adres değişikliklerini bildirme yükümlülüğünün temel amacı, ceza muhakemesi sürecinin sağlıklı ve hızlı bir şekilde yürütülmesini sağlamaktır. Özellikle, şüpheli veya sanığa usulüne uygun tebligat yapılabilmesi, duruşmalarda hazır bulunmalarının temini ve böylece yargılamanın gereksiz yere uzamasının önlenmesi hedeflenir. Çoğunlukla adres bilinmediği için şüpheli veya sanığa tekrar ulaşmak güçlükler yaratmakta ve davalar bu nedenle uzamaktadır. Bu yükümlülüğe uyulmamasının tebligat hukuku açısından önemli sonuçları vardır: 1. Tebligatın Yapılmış Sayılması: Şüpheli veya sanığa, salıverilirken bilinen son adresine yapılacak tebliğlerin şahsına yapılmış sayılacağı ihtar edilir (CMK m. 106/1, c.2). Eğer şüpheli/sanık adres değişikliğini usulüne uygun (iadeli taahhütlü mektupla salıverilme kararı veren mercie) bildirmezse, en son bildirdiği veya MERNİS adresine yapılan tebligatlar geçerli sayılır ve süreler bu tebligata göre işlemeye başlar. 2. Yargılamanın Yoklukta Yürütülmesi: Geçerli tebligata rağmen duruşmaya gelinmemesi halinde, şartları varsa, yargılama sanığın yokluğunda yürütülebilir ve karar verilebilir. 3. Yakalama Emri Çıkarılması: Tebligata rağmen duruşmaya gelmeyen sanık hakkında yakalama emri çıkarılabilir. Bu düzenleme, şüpheli veya sanığın yargılamadan kaçmasını veya süreci kötü niyetli olarak uzatmasını engellemeye yöneliktir ve adil yargılanma hakkının bir gereği olan 'makul sürede yargılanma' ilkesine de hizmet eder.