Bir ceza davasında tanık olarak dinlenilmek istenen kişi, Anayasa m.38/5 (kendini ve yakınlarını suçlayıcı beyanda bulunmama hakkı) ve CMK m.45-48 (tanıklıktan çekinme) hükümleri çerçevesinde hangi durumlarda tanıklık yapmaktan çekinebilir? Başvurucunun, hakkında henüz kesinleşmemiş bir mahkumiyet kararı varken başka bir soruşturmada tanık olarak dinlenmek istenmesi bu hak kapsamında nasıl değerlendirilmelidir?
Anayasa m.38/5, hiç kimsenin kendisini ve kanunda gösterilen yakınlarını suçlayan bir beyanda bulunmaya veya bu yolda delil göstermeye zorlanamayacağını hükme bağlar. CMK m.45 şüpheli veya sanıkla belirli derecede akrabalık veya evlilik bağı olan kişilere, CMK m.46 meslekleri gereği öğrendikleri sırlarla ilgili kişilere (avukat, hekim vb.), CMK m.48 ise kendisini veya yakınlarını ceza kovuşturmasına uğratabilecek nitelikteki sorulara cevap vermekten çekinme hakkı tanır. Somut olayda olduğu gibi, başvurucunun hakkında henüz kesinleşmemiş bir mahkumiyet kararı varken ve tanıklığına başvurulmak istenen olay, kendi yargılandığı davayla ilgiliyken (örneğin, aynı örgütsel toplantılar), vereceği beyanın kendi aleyhine kullanılabileceği veya yeni bir suç isnadına yol açabileceği açıktır. Türk hukukunda tanığa yargısal muafiyet tanıyan bir düzenleme de olmadığından, bu durumda başvurucunun Anayasa m.38/5 ve CMK m.48 kapsamında tanıklıktan çekinme hakkı vardır. Bu hakkı kullanması nedeniyle disiplin hapsiyle cezalandırılması, kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlali anlamına gelir. (Kaynak: Tanikliktan Cekinme Disiplin Hapsi)