Türk Borçlar Kanunu'na göre 'işyeri ihtiyacı nedeniyle kiracının tahliyesi' hangi şartlara tabidir? Kira sözleşmesinin sona erme nedenleri arasında işyeri ihtiyacının konumu nedir? Yargıtay'ın 'ihtiyacın gerçek, samimi ve zorunlu olması' prensibini somut bir karar üzerinden açıklayınız.

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #229221

Türk Borçlar Kanunu (TBK) kapsamında 'işyeri ihtiyacı nedeniyle kiracının tahliyesi', kiraya verenin kendisinin veya kanunda belirtilen yakınlarının işyeri ihtiyacı nedeniyle kira sözleşmesini feshederek kiracının tahliyesini talep etme hakkıdır. Bu durum, TBK madde 350'de 'Kiraya Verenden Kaynaklanan Sebeplerle Sona Erme' başlığı altında düzenlenmiştir. **İşyeri İhtiyacı Nedeniyle Tahliye Şartları (TBK m. 350/1):** Kiraya veren, kira sözleşmesini aşağıdaki şartlarla feshedebilir: 1. **İhtiyaç Sahibi**: Kiralananı kendisi, eşi, altsoyu, üstsoyu veya kanun gereği bakmakla yükümlü olduğu diğer kişiler için işyeri olarak kullanma zorunluluğu bulunmalıdır. 2. **İhtiyacın Gerçek, Samimi ve Zorunlu Olması**: Bu, tahliye davasında ispatlanması gereken en temel şarttır. Devamlılık arz etmeyen geçici ihtiyaç, tahliye nedeni yapılamaz. Henüz doğmamış veya gerçekleşmesi uzun bir süreye bağlı olan ihtiyaç da tahliye sebebi olarak kabul edilmez. 3. **Dava Açma Süresi**: Belirli süreli kira sözleşmelerinde sürenin sonunda, belirsiz süreli kira sözleşmelerinde ise fesih bildirim süresine uyularak belirlenen tarihten itibaren bir ay içinde dava açılmalıdır (TBK m. 352/1). **Kira Sözleşmesinin Sona Erme Nedenleri Arasında İşyeri İhtiyacının Konumu:** Kira sözleşmeleri genellikle belirli süreli olarak yapılsa da, bu sürenin bitimiyle otomatik olarak uzar (TBK m. 347). Kiraya verenin sözleşmeyi sona erdirebilmesi için kanunda belirtilen özel nedenlere dayanması gerekir. İşyeri ihtiyacı, bu özel ve haklı nedenlerden biridir. Diğer tahliye nedenleri arasında tahliye taahhüdü, yeniden inşa veya imar amacı, kira bedelinin ödenmemesi gibi durumlar bulunmaktadır. **Yargıtay'ın 'İhtiyacın Gerçek, Samimi ve Zorunlu Olması' Prensibi:** Yargıtay 6. Hukuk Dairesi'nin 18.03.2018 Tarihli 2008/452 E. – 2008/3253 K. Sayılı Kararı, bu prensibi somut bir olay üzerinden net bir şekilde ortaya koymuştur: **Olay**: Davacı (kiraya veren), halen kirada oturduğunu ve dava konusu taşınmaza (işyeri olarak) ihtiyacı olduğunu beyanla davalının (kiracının) tahliyesini istemiştir. Davalı ise taşınmazın davacının ihtiyacını karşılamayacak kadar küçük olduğunu ve davacının taşınmazı yatırım amaçlı aldığını savunarak ihtiyacın samimi olmadığını iddia etmiştir. İlk derece mahkemesi, hem dava konusu taşınmazda hem de davacının oturduğu kiradaki taşınmazda kıyaslamalı keşif yaparak, dava konusu taşınmazın küçük olması ve ihtiyacın samimi olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar vermiştir. **Yargıtay'ın Değerlendirmesi**: Yargıtay, mahkemenin kararını bozmuştur. Gerekçede, 'İhtiyaçlının kirada olması ihtiyacın varlığı için yeterli olup dava konusu taşınmazın küçük olması ihtiyacın samimi olmadığını göstermez.' denilmiştir. Bu karar, ihtiyaçlının kirada oturmasının başlı başına bir ihtiyacın varlığına işaret ettiğini ve kiralanan yerin boyutunun (küçük olması) tek başına ihtiyacın samimi olmadığını göstermeyeceğini vurgulamaktadır. Yargıtay, ihtiyacın 'gerçek, samimi ve zorunlu' olması şartını ararken, bu şartın soyut yorumlanmaması gerektiğini ve kiraya verenin kendi konut veya işyeri ihtiyacını karşılama hakkının, kiralananın büyüklüğü gibi subjektif kriterlerle daraltılamayacağını belirtmiştir. Esasen, kiraya verenin mevcut kiracılık durumunun ihtiyacın varlığına yeterli bir karine teşkil ettiği ve somut olayın koşulları içinde başka delillerle bu karinenin çürütülmesi gerektiği anlaşılmaktadır.