Ceza Muhakemesi Kanunu madde 197 uyarınca sanığın duruşmada müdafii aracılığıyla temsil edilmesi ilkesini, müdafiin mazereti ve savunma hakkının kısıtlanması bağlamında Yargıtay içtihatları ışığında detaylı bir şekilde açıklayınız.

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #229153

Ceza Muhakemesi Kanunu (CMK) madde 197, sanığın duruşmada müdafii aracılığıyla temsil edilme yetkisini düzenleyerek savunma hakkının etkin bir şekilde kullanılmasını güvence altına almaktadır. Bu madde, uygulamada sanıkların duruşmaya gelmelerini sağlamak amacıyla müdafiin duruşmaya kabul edilmemesi gibi savunma hakkını kısıtlayıcı uygulamaların önüne geçmeyi amaçlar. **1. Sanığın Müdafi Aracılığıyla Temsil Edilme Yetkisi (CMK m.197/1):** CMK m.197/1 açıkça belirtmektedir ki: 'Sanık hazır bulunmasa da müdafii bütün oturumlarda hazır bulunmak yetkisine sahiptir.' Bu hüküm, sanığın fiziken duruşmada bulunmasının zorunlu olmadığı durumlarda bile, müdafiin savunma görevini yerine getirebilmesi için duruşmalarda hazır bulunma yetkisini tanır. Bu, savunma hakkının esası açısından büyük önem taşır, zira müdafi, sanığın hukuki bilgi eksikliğini telafi ederek adil yargılanma hakkının gereği olan savunmayı sağlar. **2. CMK Madde 197 Gerekçesi ve Amacı:** Maddenin gerekçesi, 'uygulamada bazı hâllerde, duruşmaya gelmeyen sanıkların, gelmeleri için zorlanmaları düşüncesiyle, sanık yoksa avukatın duruşmaya kabul edilmediği görülmektedir' ifadesiyle, bu tür savunma hakkının kısıtlanmasına yol açan uygulamalara son vermeyi amaçladığını açıkça ortaya koymaktadır. Bu düzenleme, adil yargılanma hakkının önemli bir unsuru olan 'savunma hakkının' özünün kısıtlanmasını engellemeyi hedefler. **3. Müdafiin Mazereti ve Savunma Hakkının Kısıtlanması - Yargıtay İçtihatları:** Yargıtay kararları, müdafiin geçerli bir mazeret sunması halinde duruşmanın ertelenmesi ve müdafie sözlü savunma yapma imkanının tanınması gerektiğini vurgular. Aksi takdirde, savunma hakkının kısıtlanması söz konusu olur ve bu bozma nedenidir. * **Yargıtay 12. Ceza Dairesi'nin 05.04.2017 Tarihli Kararı (E: 2016/12013, K: 2017/2843):** Bu kararda, sanık müdafiinin ameliyat nedeniyle 15 günlük istirahat raporu sunarak duruşmanın ertelenmesini talep etmesi karşısında, mazeretinin kabul edilmesi ve sözlü savunma yapma imkanının verilmesi gerektiği belirtilmiştir. Mahkemenin, mazereti 'duruşmayı uzatmaya yönelik olduğu anlaşıldığından' şeklindeki yasal ve yeterli olmayan gerekçelerle reddedip, sanığın ve müdafiinin yokluğunda mahkumiyet kararı vermesi, Avrupa İnsan Haklarını ve Ana Hürriyetlerini Koruma Sözleşmesi'nin (AİHS) 6. maddesi (adil yargılanma hakkı) ve CMK m.197'ye aykırı bulunarak 'savunma hakkının kısıtlanması' olarak değerlendirilmiş ve hüküm bozulmuştur. Bu karar, mazeretin ciddi olup olmadığına dair objektif bir değerlendirme yapılması ve savunma hakkının kutsallığına vurgu yapmaktadır. * **Yargıtay 14. Ceza Dairesi'nin 27.10.2015 Tarihli Kararı (E: 2015/6382, K: 2015/9826):** Benzer şekilde, sanık müdafiinin UYAP kaydıyla e-imza ile mesleki mazeret bildirmesine rağmen duruşmanın devam edilerek sanığın mahkumiyetine karar verilmesi, AİHS'in 6. maddesi ve CMK m.197'ye aykırı bulunmuştur. Kararda, müdafiin mazeretinin kabulü ile sözlü savunma yapma imkanı verildikten sonra hukuki durumun tayin ve takdiri gerektiği belirtilmiştir. **Sonuç:** CMK m.197, sanığın duruşmada müdafi aracılığıyla temsilini sağlayarak, adil yargılanma hakkının temel bir unsuru olan savunma hakkını güçlendirir. Müdafiin geçerli mazeretlerinin dikkate alınmaması ve bu nedenle savunma imkanının kısıtlanması, AİHS ve CMK'daki temel ilkelere aykırılık teşkil eder. Yargıtay içtihatları, bu hakkın ihlalinin telafisi mümkün olmayan bir usul hatası olduğunu ve hükmün bozulmasını gerektirdiğini istikrarlı bir şekilde vurgulamaktadır. Bu, özellikle 'zorunlu müdafilik' hallerinde daha da büyük önem taşır, zira sanığın kendisini savunma imkanı kısıtlanmış olur.