Anayasa Mahkemesi'nin 'makul sürede yargılanma hakkının ihlali' iddialarına yönelik son dönemdeki değerlendirmelerini ve bu konuda verilen pilot kararlar (Nevriye Kuruç) ile yasama organı tarafından yapılan düzenlemelerin (6384 sayılı Kanun) yeterliliğini eleştirel bir yaklaşımla tartışınız.
Anayasa'nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil yargılanma hakkının temel güvencelerinden biri olan yargılamaların makul sürede tamamlanması, Türkiye'de uzun süredir yapısal bir sorun olarak ele alınmaktadır. Bu konuda hem uluslararası kuruluşlar (AİHM) hem de ulusal yargı mercileri (AYM) çeşitli kararlar ve tedbirler almıştır. **AİHM'in Yaklaşımı ve Pilot Karar Usulü:** Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM), Türkiye aleyhine açılan çok sayıda başvuruda makul sürede yargılanma hakkı ihlallerini tespit etmiş ve 'Ümmühan Kaplan/Türkiye' kararında bu konuda yapısal bir sorun olduğunu ve etkili bir başvuru yolunun bulunmadığını belirterek pilot karar usulünün uygulanmasına karar vermiştir. Bu karar, Türkiye'yi, bu yapısal sorunu gidermek ve etkili bir iç hukuk yolu oluşturmakla yükümlü kılmıştır. **Yasama Organının Tedbirleri (6384 Sayılı Kanun ve Sonraki Değişiklikler):** AİHM'in kararı üzerine, Türkiye'de 6384 sayılı Kanun ile Adalet Bakanlığı Tazminat Komisyonu Başkanlığı (Tazminat Komisyonu) kurulmuş ve AİHM'e yapılmış başvuruları inceleme yetkisi verilmiştir. Kanunun geçici 2. maddesi ile AYM önünde derdest olan bireysel başvuruların da belirli şartlarla bu Komisyona müracaat üzerine incelenebileceği düzenlenmiştir. Ancak bu düzenlemeler, AYM tarafından tam anlamıyla yeterli görülmemiştir. **Anayasa Mahkemesi'nin 'Nevriye Kuruç' Kararı ve Eleştirel Değerlendirme:** Anayasa Mahkemesi (AYM), 'Nevriye Kuruç [GK], B. No: 2021/58970, 5/7/2022' kararında, makul sürede yargılanma hakkına ilişkin yapısal sorunun devam ettiğini vurgulamıştır. AYM, bu anayasal sorunun çözümü için bireysel başvurudan önce etkili bir başvuru yolunun kurulması gerektiğini belirtmiş ve kararı Türkiye Büyük Millet Meclisine (TBMM) göndermiştir. Bu kararda da pilot karar usulünün uygulanmasına karar verilmiştir. Ancak, 'Nevriye Kuruç' kararının yayımlanmasından sonra 6384 sayılı Kanun'un geçici 2. maddesinde 7445 sayılı Kanun'un 40. maddesi ile yapılan değişikliğin, AYM'nin beklentilerini tam olarak karşılamadığı görülmektedir. Yapılan değişiklikle sadece 9/3/2023 tarihi itibarıyla AYM önünde derdest olan başvurulara ilişkin Tazminat Komisyonuna başvuru imkânı getirilmiştir. 9/3/2023 tarihinden sonra yapılan başvurular yönünden ise herhangi bir mekanizma getirilmemiştir. AYM, bu durumu eleştirerek, yapılan değişiklikle AYM'ye başvuru yapılmadan önce müracaat edilebilecek idari veya yargısal bir mekanizma kurulmadığını, makul sürede yargılanma hakkının ihlali iddiası kapsamındaki başvuruların doğrudan AYM'ye yapılmaya devam ettiğini belirtmiştir. AYM, bu haliyle pilot kararın anlam ve öneminin ortadan kalktığını, çünkü ihlal kararlarının sayısının 55.000'i aşmasına rağmen insan haklarının korunması ve geliştirilmesine artık bir katkı sağlamadığını ifade etmiştir. Mahkeme, bu nedenle başvurunun incelenmesinin sürdürülmesini haklı kılan bir neden görmemiş ve başvurunun düşmesine karar vermiştir. **Sonuç ve Eleştiri:** Anayasa Mahkemesi'nin bu kararı, makul sürede yargılanma hakkı ihlallerinin tazminat yoluyla giderilmesinin, yapısal sorunu çözmediğini, asıl önemli olanın ihlali önleyici ve giderici mekanizmaların kurulması olduğunu ortaya koymaktadır. Yasama organı tarafından yapılan düzenlemeler, AYM'nin belirttiği 'etkili başvuru yolu' tanımının gerisinde kalmıştır. Bir sistemde hak ihlalleri devam ederken, sadece tazminat ödenmesi, sorunun kökten çözümünü sağlamaz. Bu durum, adil yargılanma hakkının özünün tam olarak korunmadığına dair endişeleri artırmaktadır. AYM'nin düşme kararı, yasama organına ve yargıya, sorunu daha kapsamlı ve kalıcı çözümlerle ele alma konusunda güçlü bir mesaj niteliğindedir.