ByLock tespit ve değerlendirme tutanağının ceza yargılamasındaki delil niteliği ve CMK hükümleri çerçevesindeki değerlendirilmesi hususunda Yargıtay 16. Ceza Dairesi ile Yargıtay Ceza Genel Kurulu arasındaki farklılaşan yaklaşımları tartışarak hukuka uygun delil elde etme ilkelerini açıklayınız.

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #229147

ByLock tespit ve değerlendirme tutanağı, FETÖ/PDY üyeliği gibi suçlamalarda önemli bir delil olarak kabul edilmektedir. Ancak bu tutanağın yargılamadaki kullanımı ve hukuka uygunluğu konusunda Yargıtay'ın farklı daireleri arasında yaklaşımlar bulunmaktadır. **Yargıtay 16. Ceza Dairesi'nin Yaklaşımı:** Yargıtay 16. Ceza Dairesi, ByLock tespit ve değerlendirme tutanağının dosyada bulunmasını, yoksa getirtilmesini, Ceza Muhakemesi Kanunu (CMK) m.206'ya göre ortaya koyulup okunmasını ve tartışmaya açılmasını, mahkemece yapılacak değerlendirmeye göre bir karara varılmasını zorunlu görmektedir. Aksi halde, CMK m.217/1'e aykırılık oluşacağını, duruşmaya getirilmemiş ve huzurda tartışılmamış delillere göre hakimin karar veremeyeceğini kabul etmektedir. Bu yaklaşım, delillerin açıklığı ve tartışılabilirliği ilkelerine vurgu yapmaktadır. **Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun Yaklaşımı:** Yargıtay Ceza Genel Kurulu ise, üyeliği gösteren başka deliller var ve yeterli ise, ByLock tespit ve değerlendirme tutanağı dosyaya getirtilip tartışılmamış olsa bile, sanığın FETÖ/PDY üyeliğini gösteren diğer delillere göre karar verilebileceğini ifade etmiştir. Bu yaklaşım, delil bütünlüğünü ve dosyadaki diğer delillerin yeterliliğini ön planda tutmaktadır. **Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21. Ceza Dairesi'nin (BAM) Kararı ve Değerlendirme:** Ankara BAM 21. Ceza Dairesi'nin 09.12.2020 tarihli kararında, örgüt üyeliğini ortaya koyan diğer delillerin varlığı veya yokluğu ile ilgili ayrıntıya girilmeksizin, sanığın ByLock kullandığı tespit edilen GSM hattına ilişkin ByLock tespit ve değerlendirme tutanağının dosyaya getirtilip değerlendirilmemesi, CMK m.217/1'in ihlali sayılmıştır. Bu karar, sanığın FETÖ/PDY üyesi olduğunu gösterebilecek sair deliller olmasına rağmen verilmişse, CMK m.206, 209, 216 ve 217'ye uygundur. Çünkü dosyaya delil olarak sunulup sonradan CMK m.206/3 uyarınca vazgeçilmeyen bir delilin ortaya koyulması, okunması, tartışılması ve değerlendirilmesi zorunludur. Sanığın mahkumiyetine yeterli başka delil veya delillerin olup olmadığına bakılamaz. **Hukuka Uygun Delil Elde Etme İlkeleri:** Hukuka uygun delil elde etme ilkeleri, adil yargılanma hakkının temelini oluşturur. Bu ilkeler şunlardır: * **Delillerin Hukuka Uygun Yöntemlerle Elde Edilmesi:** Delillerin elde edilmesi sırasında kanunda öngörülen yöntemlere uyulması esastır. Hukuka aykırı yollarla elde edilen deliller, Anayasa m.38/6 ve CMK m.217/2 gereğince hükme esas alınamaz. * **Delillerin Mahkeme Huzurunda Tartışılması (Aleni ve Sözlülük İlkesi):** CMK m.217/1 uyarınca, hakim kararını ancak duruşmaya getirilmiş ve tartışılmış delillere dayandırabilir. Bu, delillerin tarafların huzurunda ortaya konulması, okunması ve kendilerine diyeceklerinin sorulmasını gerektirir. * **Çelişmeli Yargılama İlkesi:** Taraflara, aleyhindeki delillere karşı savunma yapma ve kendi delillerini sunma imkanı tanınmalıdır. * **Gerekçelendirme Yükümlülüğü:** Mahkeme, kararını hangi delillere dayandırdığını açık ve şeffaf bir şekilde gerekçelendirmelidir. Ankara BAM'ın kararı, Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun aksine, dosyada yer alan her delilin duruşmada okunup tartışılmasının zorunluluğunu vurgulamaktadır. Bu, CMK'nın delillerin ortaya konulması ve tartışılmasına ilişkin maddelerinin titizlikle uygulanması gerektiği görüşünü desteklemektedir. CMK m.206, 209, 216 ve 217 gibi maddeler, delillerin hukuka uygun bir şekilde toplanması ve yargılama sürecine dahil edilmesinin güvenceleridir. Delillerin dosyada olması yeterli olmayıp, bunların mahkeme huzurunda usulüne uygun şekilde tartışılması adil yargılanma hakkının bir gereğidir.