Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK) Madde 151'de düzenlenen 'Duruşma Düzeni'ni ihlal eden davranışlara karşı hakimin yetkilerini açıklayınız. Bu yetkilerin avukatlar için nasıl farklılaştığını ve 'taleple bağlılık ilkesi' ile olan ilişkisini Yargıtay kararları ışığında değerlendiriniz. Özellikle, duruşma düzenini bozan bir eylemin ayrıca suç oluşturması halinde izlenecek prosedürü irdeleyiniz.

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #228618

HMK Madde 151, duruşma düzenini sağlamak ve mahkemenin saygınlığını korumak amacıyla hakime geniş yetkiler tanımıştır. Bu madde, 1086 sayılı Kanunun 150. maddesine tekabül etmektedir. **1. Hakimin Duruşma Düzenini Sağlama Yetkileri (HMK m.151):** * **(Fıkra 1):** Hakim, duruşmanın düzenini bozan kimseyi, bunu yapmaktan men eder. Gerekirse, avukatlar hariç olmak üzere, derhâl duruşma salonundan çıkarılmasını emreder. Bu ilk kademe bir tedbirdir. * **(Fıkra 2):** Bir kimse, ihtara rağmen mahkemenin düzenini bozar veya mahkeme huzurunda uygun olmayan bir söz söylemeye veya davranışta bulunmaya devam ederse derhâl yakalanır ve hakkında dört güne kadar disiplin hapsi uygulanır. Bu fıkra hükmü avukatlar hakkında uygulanmaz. * **(Fıkra 3):** Mahkemenin düzenini bozan eylem veya mahkeme huzurunda söylenen uygun olmayan söz veya davranış, ayrıca bir suç oluşturuyor ise bu durum bir tutanak ile Cumhuriyet başsavcılığına gönderilir. Gerekiyorsa, avukatlar hariç, fiili işleyenin tutuklanmasına da karar verilebilir. Bu, yargılamanın düzenini bozmanın aynı zamanda ceza hukuku anlamında bir suç teşkil etmesi (örneğin hakaret, tehdit, göreve direnme) durumunda devreye giren bir mekanizmadır. Hakim, suç duyurusu yapma ve gerekli hallerde tutuklama yetkisine sahiptir. **2. Avukatlar İçin Farklılaşma:** HMK m.151'de avukatlar, duruşma salonundan çıkarılma, disiplin hapsi veya tutuklama gibi yaptırımlar açısından özel bir konuma sahiptirler. Avukatlık Kanunu'nun 58. maddesinin ikinci fıkrası uyarınca, avukatın görevini yerine getirirken işlediği suçlarda (örneğin duruşma sırasında), ceza kovuşturması için Adalet Bakanlığı'nın izni gerekmektedir. Bu durum, avukatların serbestçe savunma yapabilmelerini güvence altına alırken, aynı zamanda disiplin sorumluluklarının da ayrı usullere tabi olduğunu gösterir. Yani, avukatlar hakkında doğrudan disiplin hapsi veya duruşmada tutuklama kararı verilemez; durum ilgili baroya ve/veya Adalet Bakanlığı'na bildirilir. **3. Taleple Bağlılık İlkesi ile İlişkisi:** Yargıtay 1. Hukuk Dairesi'nin Esas: 2014/19848 Karar: 2017/1049 tarihli kararında, HMK'nın 26. maddesinde düzenlenen 'taleple bağlılık ilkesi' vurgulanmıştır. Bu ilke gereği, hakim, kural olarak tarafların talep sonuçlarıyla bağlıdır, ondan fazlasına veya başka bir şeye karar veremez. İlgili kararda, davacının mülkiyet hakkına dayanarak 'haksız elatmanın önlenmesi ve ecrimisil' talebinde bulunduğu, ancak mahkemenin davalının 'kiracılık' savunmasını kabul ederek görevsizlik kararı vermesinin hatalı olduğu belirtilmiştir. Yargıtay'a göre, taraflar arasındaki kiracılık ilişkisi saptandığında, davalı fuzuli şagil değil, hukuki bir ilişkiye dayalı tasarruf sahibi olduğundan, davanın esastan reddine karar verilmesi gerekirdi. Bu karar, mahkemenin duruşma düzenini sağlamanın yanı sıra, yargılamanın esasına ilişkin konularda da yasal ilkelere (taleple bağlılık) uygun hareket etmesi gerektiğini ortaya koyar. Duruşma düzeni, yargılamanın doğru ilerlemesi için bir araç olup, esastan hatalı kararların verilmesini meşrulaştırmaz.