Türk Ceza Kanunu'nda (TCK) Madde 194'te düzenlenen 'Sağlık İçin Tehlikeli Madde Temini Suçu'nu unsurları açısından analiz ediniz. Bu suçun konusu olan maddeleri, mağdur tanımını ve özellikle alkollü içki satışı bağlamında 4250 sayılı Kanun ile olan ilişkisini Yargıtay kararları üzerinden değerlendiriniz.

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #228610

TCK Madde 194, 'Sağlık için tehlike oluşturabilecek maddeleri çocuklara, akıl hastalarına veya uçucu madde kullananlara veren veya tüketimine sunan kişiyi' cezalandıran bir suçtur. Bu suç, 'Kamunun Sağlığına Karşı Suçlar' bölümünde yer alır ve toplum sağlığının korunması amacını taşır. **Suçun Unsurları (TCK m.194/1):** 1. **Fiil:** Sağlık için tehlike oluşturabilecek maddeleri 'vermek' veya 'tüketimine sunmak'tır. Madde gerekçesine göre, suç bu fiillerin gerçekleşmesiyle oluşur; teşebbüs de tamamlanmış suç gibi cezalandırılmayı gerektirir. 2. **Suçun Konusu (Madde):** Alkollü içki ve tütün mamulleri gibi, 'sağlık için tehlikeli olan her çeşit madde' suçun konusunu oluşturur. İnsanda bağımlılık yaratması ve sağlık için tehlikeli olması dolayısıyla tiner gibi kimyasal maddeler de bu suçun konusuna dahildir. Ancak, bağımlılık etkisi yapan uyuşturucu veya uyarıcı maddeler açısından, bu Bölümde tanımlanan özel suç hükümleri (örn. TCK m.188, 191) uygulanır. 3. **Mağdur:** Suçun mağduru 'çocuklar' (18 yaşını doldurmamış kişiler), 'akıl hastaları' veya 'uçucu madde kullananlar' olabilir. **4250 Sayılı Kanun ve Yargıtay Kararları Işığında Değerlendirme:** Yargıtay kararları, özellikle alkollü içki satışı konusunda TCK m.194'ün 4250 sayılı İspirto ve İspirtolu İçkiler İnhisarı Kanunu ile ilişkisini netleştirmiştir: * **Yargıtay 20. Ceza Dairesi, Esas: 2017/6094 Karar: 2018/438:** Bu kararda, 24/05/2013 tarihli 6487 sayılı Kanun ile değiştirilen 4250 sayılı Kanun'un 7. maddesine göre '18 yaşından küçüklere alkollü içki satılması sonucunda çocuğun sağlığının tehlikeye sokulması halinde TCK 194. maddesine göre cezaya hükmolunabileceği' belirtilmiştir. Ancak, suç tarihinde yürürlükte olan ve sanık lehine olan önceki düzenlemeye (4619 sayılı Kanunla değişik 4250 sayılı Kanun'un 19. ve 28. maddeleri) göre eylemin 'adli para cezasıyla yaptırıma bağlanmış olması' karşısında, sanığın hukuki durumunun yeniden belirlenmesinde zorunluluk bulunduğu kararlaştırılmıştır. Bu, 'lehe kanunun uygulanması' ilkesinin bir sonucudur. * **Yargıtay 20. Ceza Dairesi, Esas: 2017/2101 Karar: 2017/7224:** Benzer şekilde, suç tarihinde yürürlükte bulunan lehe kanun olan 4250 sayılı Kanun'un önceki hükümlerine göre ceza tayini yerine, suç tarihinden sonra yürürlüğe giren ve sanığın aleyhine olan 6487 sayılı Kanun'un yönlendirmesiyle TCK m.194/1'e göre cezalandırılmasına karar verilmesinin hatalı olduğu belirtilmiştir. **Hükmün Açıklanmasının Geri Bırakılması (HAGB) ve Diğer Hususlar:** Metinde doğrudan TCK m.194 için belirtilmese de, genel ceza hukuku ilkeleri çerçevesinde, TCK m.194/1'de öngörülen 'altı aydan bir yıla kadar hapis cezası' miktarı, CMK m.231'deki şartların sağlanması halinde HAGB kararı verilmesine imkan tanır. Ancak Yargıtay kararlarında, TCK m.53'teki hak yoksunlukları ve bunların AYM iptal kararları doğrultusunda yeniden değerlendirilmesi gerektiği vurgulanmıştır. Sonuç olarak, TCK m.194, belirli risk gruplarına sağlık için tehlikeli maddelerin temin edilmesini yasaklayarak kamu sağlığını korumayı amaçlar. Yargıtay içtihatları ise, bu suçun uygulanmasında özellikle lehe kanun ilkesi ve ilgili özel kanunların (4250 sayılı Kanun gibi) güncel hükümleri arasındaki uyuma dikkat çekmektedir.