İdari Yargılama Usulü Kanunu (İYUK) Madde 55'te düzenlenen yargılamanın yenilenmesi usulünü ve bunun kararın düzeltilmesi müessesesiyle olan ilişkisini açıklayınız. Danıştay içtihatları ışığında, 'müşterek dilekçe' ile karar düzeltme talebinde bulunulmasının usuli sonuçlarını ve bozma sonrası ıslah imkanının Anayasa Mahkemesi tarafından nasıl değerlendirildiğini irdeleyiniz.

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #228603

İYUK Madde 55, idari yargılamada 'yargılamanın yenilenmesi' usulünü düzenler. Bu usul, kesinleşmiş bir yargı kararının belirli haklı sebeplerle yeniden incelenmesini ve değiştirilmesini sağlar. İYUK Madde 55'in 5. fıkrası, yargılamanın yenilenmesinde ve kararın düzeltilmesinde İYUK'un diğer hükümlerinin (özellikle 53 ve 54. maddeler saklı kalmak kaydıyla) uygulanacağını belirtir. 'Kararın düzeltilmesi' (tashihi karar) ise İYUK Madde 54'te düzenlenen, temyiz üzerine verilen kararlara karşı bir defaya mahsus olmak üzere başvurulabilen bir kanun yoluydu; ancak bu yol hukuken kaldırılmıştır, eski metinlere dayanarak açıklama yapılacaktır. **Yargılamanın Yenilenmesi Usulü (İYUK m.55):** * **Görevli Mahkeme:** İsteğin ilişkin olduğu konu, diğer bir daire veya mahkemenin görevine girmiş ise karar bu daire veya mahkemece verilir. * **İnceleme ve Karar:** Karşı tarafın savunması alındıktan sonra istekler incelenir ve kanunda yazılı sebepler varsa davaya yeniden bakılarak karar verilir. Eğer yargılamanın yenilenmesi istemleri kanunda yazılı sebeplere dayanmıyorsa, istemin reddine karar verilir. * **Duruşma:** Yargılamanın yenilenmesi istemlerinde duruşma yapılması, görevli daire veya mahkemenin kararına bağlıdır. **Danıştay İçtihatları ve 'Müşterek Dilekçe' ile Karar Düzeltme:** Danıştay 5. Dairesi'nin Esas: 2009/4063 Karar: 2010/4579 tarihli kararı, İYUK m.48/2'ye atıfta bulunarak 'davanın tarafı olan birden fazla davalı tarafından müşterek dilekçeyle karar düzeltme isteminde bulunulmasının usul hükümlerine uygun olmadığını' belirtmiştir. Bu durumda, karar düzeltme dosyasının usulüne uygun biçimde tekemmül etmediği kabul edilmiştir. Mahkeme, eksikliklerin tamamlatılması için süre vermekte, bu süreye uyulmazsa istemin yapılmamış sayılmasına karar vermektedir. Bu durum, usul ekonomisi ve yargılamanın düzgün işleyişi açısından her tarafın kendi hak ve yetkileri kapsamında ayrı ayrı dilekçe sunmasının önemini vurgular. Danıştay 13. Dairesi'nin Esas: 2015/2839 Karar: 2015/3797 tarihli kararı ise, İYUK m.54 ve 55'in cevap verme süresi içinde karar düzeltme isteminde bulunulabileceğine ilişkin bir hüküm içermemesi nedeniyle, Kanun'un temyiz yolunu düzenleyen 48. maddesinin 3. fıkrasındaki hükmün karar düzeltme aşamasında uygulanamayacağını açıkça belirtmiştir. Yani, cevap dilekçesiyle karar düzeltme talep edilemez; bunun için ayrı ve süresinde bir başvuru gereklidir. **Bozma Sonrası Islah İmkanının Anayasa Mahkemesi Tarafından Değerlendirilmesi:** 'Bozma sonrası ıslah' konusu, Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK) ve mülga 1086 sayılı HUMK'da açıkça düzenlenmemesine rağmen, Yargıtay İçtihadı Birleştirme Genel Kurulu (YİBGK) kararlarıyla bozmadan sonra ıslahın mümkün olmadığı şeklinde yorumlanmaktaydı. Ancak Anayasa Mahkemesi (AYM), bozma sonrası ıslah talebinin reddedilmesini 'mahkemeye erişim hakkının ihlali' olarak değerlendirmiştir. AYM, 1086 sayılı mülga Kanun ile 6100 sayılı Kanun'un ilgili maddelerinde bozmadan sonra ıslahın olanaklı olmadığına yönelik açık veya örtülü bir hüküm yer almadığına dikkat çekmiştir. AYM, YİBGK'nın bozmadan sonra ıslah yapılamayacağına yönelik yorumunu, tahkikat aşamasını ilk derece mahkemesindeki bozma kararından önceki yargılama süreciyle sınırlaması ve bozma kararından sonra tahkikata yönelik işlemlerin niteliğine dair herhangi bir değerlendirme yapmaması nedeniyle 'kategorik' ve 'öngörülemez' bulmuştur. Özellikle, kanun koyucunun 28/7/2020 tarihli kanun değişikliği ile HMK'nın 287. maddesinde ilk derece mahkemesinin tahkikata ilişkin bir işlem yapması hâlinde tahkikat sona erinceye kadar ıslah yapılabileceğini açıkça düzenlemesi, AYM'nin bu yorumunu desteklemiştir. Bu nedenle AYM, bozma kararından sonra tahkikat yapıldığı durumda ıslah talebinde bulunulmasına yönelik mevzuatta açık bir engel bulunmamasına karşın, kategorik bir yaklaşımla ıslah yapılmasının mümkün olmadığı hususundaki yorumların Anayasal anlamda kanunilik ölçütüne uygun olmadığına karar vermiştir. Bu, adil yargılanma hakkı kapsamındaki mahkemeye erişim hakkının ihlali sonucunu doğurmuştur.