Eş durumu özrü nedeniyle atanma talebinde (657 sayılı Devlet Memurları Kanunu m.72) sadece 'eş durumu özrü'nün değil, 'hizmet gerekleri', 'kurumların hizmet ihtiyaçları' ve 'boş kadro durumlarının' da gözetilmesi gerektiğini Danıştay 2. Dairesi'nin E: 2016/10639; K: 2018/3811 sayılı kararını esas alarak açıklayınız. Aile bütünlüğünün korunması ilkesi ile kamu hizmetinin verimliliği arasındaki dengeyi değerlendiriniz.
Danıştay 2. Dairesi'nin E: 2016/10639; K: 2018/3811 Sayılı Kararı'na göre, bir kamu görevlisinin eş durumu özrü nedeniyle atanma talebinde bulunması halinde, sadece eş durumu özrünün değil, 'hizmet gereklerinin, eşlerin kurumlarının hizmet ihtiyaçlarının ve boş kadro durumlarının da gözetilmesi' gerekmektedir. '657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’nun 72. maddesinin' ikinci fıkrası, aile birimini muhafaza etmek bakımından kurumlar arasında gerekli koordinasyon sağlanarak memur olan diğer eşin de isteği halinde atamanın yapılacağını belirtir. Ancak Danıştay, bu yönde bir değerlendirmenin hizmet verimliliğinin sağlanması ve etkin bir yönetim için zorunlu olduğunu kabul etmiştir. Kararda, davacının eş durumu özrüyle atanmak istediği ilde norm kadro sayısının dolu olması nedeniyle uygun kadro bulunmadığı, davalı idarenin kadro durumu belirlemede takdir yetkisinin olduğu ve bu hususta yargı kararı ile zorlanamayacağı belirtilerek, işlemi iptal eden idare mahkemesi kararında hukuki isabet bulunmadığına hükmedilmiştir. Bu karar, aile bütünlüğünün korunması ilkesi ile kamu hizmetinin aksamaması ve verimliliğin sağlanması arasındaki hassas dengeyi yansıtmaktadır; mutlak bir atama hakkı yerine, idarenin takdir yetkisinin hizmet gerekleri bağlamında değerlendirilmesi esas alınmıştır.