Evlilik birliğinin temelden sarsılması nedeniyle boşanma davasında (TMK m. 166/1-2) dilekçe örneğinde belirtildiği üzere, hangi olaylar ve fiiller boşanma sebebi olarak ileri sürülebilir? Müşterek çocukların velayeti konusunda mahkemenin karar verirken dikkate alması gereken hususlar ve Yargıtay'ın çocuğun görüşüne ilişkin yerleşik içtihadı nelerdir?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #227482

Evlilik birliğinin temelden sarsılması nedeniyle boşanma davası (TMK m. 166/1-2), taraflar arasında ortak hayatı çekilmez hale getiren uyumsuzluk ve geçimsizlikler nedeniyle açılır. Bu tür bir davanın dilekçesinde, evlilik birliğini temelden sarsan ve birliğin devamına imkân vermeyecek nitelikteki somut olaylar ve fiiller detaylandırılarak açıklanmalıdır. **Boşanma Sebebi Olarak İleri Sürülebilecek Fiiller (Dilekçe Örneği Üzerinden):** - Davalı eşin müvekkile karşı soğuk, ilgisiz, samimiyetten uzak ve değişken ruh hali sergilemesi. - Evlilik birliğinin kendisine yüklediği görevleri yerine getirmemesi (ortak hayat, sadakat, yardımlaşma duygularından uzak, içine kapalı bir tutum sergileme). - Müvekkilin varlığı ile yokluğunun davalı eş için önemsiz hale gelmesi. - Davalı tarafın evi terk etmesi ve çocukların bakımı, eğitim ve gözetimi sağlama yükümlülüklerini hiçe sayması (örneğin 2 ay boyunca ailesinin evinde yaşaması). - Gece vakti evden çıkıp uzun saatler boyunca eve dönmeme, sadakatsiz davranışlar. - Aile birliği kurma bilincinden uzak davranışlar ve tartışmalar sırasında hakaret içerikli beyanlarda bulunma. - Taraflar arasında saygı ve sevgi ilişkisinin bitmesi, fiili birlikteliğin sona ermesi. Bu fiiller, evlilik birliğinin temelden sarsıldığını ve ortak yaşamın sürdürülmesinin olanaksız hale geldiğini gösteren somut delillerle desteklenmelidir. **Müşterek Çocukların Velayeti Konusunda Mahkemenin Yaklaşımı:** Velayet, kamu düzenine ilişkin bir konudur ve mahkeme, karar verirken 'çocukların üstün yararı' ilkesini esas alır. Bu ilke doğrultusunda dikkate alınması gereken hususlar şunlardır: - Çocuğun yaşının (özellikle küçük yaş grubunda anneye verilme eğilimi). - Çocuğun eğitim hayatı. - Çocuğun kişisel ve psikolojik gelişimi. - Çocuğun barınma, beslenme, sağlık ve diğer temel ihtiyaçlarının karşılanması. - Ebeveynlerin ekonomik durumu ve çocuğa sağlayacağı imkanlar. - Ebeveynlerin sosyal ve ahlaki değer yargıları (çocuğun gelişimine olumsuz etki etmediği sürece). - Çocuğun kurulu düzeninin bozulmaması. **Yargıtay'ın Çocuğun Görüşüne İlişkin Yerleşik İçtihadı (Yargıtay Hukuk Genel Kurulu Esas : 2011/2-884, Karar : 2012/197):** Yargıtay, Birleşmiş Milletler Çocuk Hakları Sözleşmesi'nin 12. maddesi ve Çocuk Haklarının Kullanılmasına İlişkin Avrupa Sözleşmesi'nin 3. ve 6. maddeleri gereğince, velayetle ilgili yasal düzenlemeler karşısında, velayeti düzenlenen çocuğun, **idrak çağında olması halinde**, kendisini yakından ilgilendiren bu konuda **ona danışılması ve görüşünün alınması gerektiğini** belirtmiştir. Mahkemece yapılacak iş; yeterli idrak gücüne sahip olduğu kabul edilen çocuğa, görüşünü gerekçeleriyle birlikte ifade etme olanağı sağlamak; ifade edeceği bu görüş, çocuğun kendi çıkarına ters düşmediği takdirde, buna önem vermek ve gerektiğinde Aile Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yargılama Usullerine Dair Kanun’un 5 ve 6. maddesi uyarınca uzman bilirkişiden (psikolog, pedagog ve sosyal çalışmacı) de görüş alınmak suretiyle birlikte değerlendirme yapıp sonucuna göre bir karar verilmesidir. Çocuğun dinlenilmeden hükme varılması bozma sebebi kabul edilmiştir.