Tanınmış markanın sağladığı korumanın kapsamı nedir? Sınai Mülkiyet Kanunu (SMK) m.6/4 ve m.6/5 bu korumayı nasıl düzenlemektedir?
Türk Hukuku uyarınca kural olarak markaların korunması tescil ile mümkündür ve tescil, hak sahibine başkalarının aynı ya da ayırt edilemeyecek kadar benzer markaları aynı mal ve hizmet sınıflarında kullanmasını önleme hakkı vermektedir. Tanınmış marka tescili, marka hukuku kapsamında en etkili ve en geniş korumayı sağlamaktadır. Bunun en önemli sonucu ise tanınmış markaya konu marka ibaresi, farklı mal ve hizmet sınıflarında olsa dahi tescil edilememektedir. Ayrıca Türk Hukuku’na göre markaların korunabilmesi için Türkiye sınırları içerisinde tescil edilmeleri şarttır; ancak tanınmış markalar, Türkiye sınırlarında tescil edilmemiş olsalar dahi sahibinin izni olmadan aynı mal ve hizmet için başkasının adına tescil olunamaz. SMK m.6/4, Paris Sözleşmesi’nin 1. mükerrer 6. maddesi bağlamındaki tanınmış markalar ile aynı veya benzer nitelikteki marka başvurularının, aynı veya benzer mal veya hizmetler bakımından itiraz üzerine reddedileceğini düzenler. SMK m.6/5 ise, tescil edilmiş veya tescil başvurusu daha önceki tarihte yapılmış bir markanın, Türkiye’de ulaştığı tanınmışlık düzeyi nedeniyle haksız bir yararın sağlanabileceği, markanın itibarının zarar görebileceği veya ayırt edici karakterinin zedelenebileceği hâllerde, aynı ya da benzer markanın tescil başvurusu, haklı bir sebebe dayanma hâli saklı kalmak kaydıyla, başvurunun aynı, benzer veya farklı mal veya hizmetlerde yapılmış olmasına bakılmaksızın önceki tarihli marka sahibinin itirazı üzerine reddedileceğini düzenler. SMK m.6/4 tanınmış markanın aynı mal ve hizmet sınıfları bakımından, SMK m.6/5 ise tanınmış markanın tescilinden farklı mal ve hizmet sınıfları bakımından korunmasını düzenlemektedir.