İİK Madde 60-66 ve TMK Madde 605-606 bağlamında, bir mirasçı aleyhine başlatılan icra takibi kesinleştikten sonra mirasçının mirası reddetmesi (mirasın reddi beyanında bulunması), bu icra takibine karşı bir itiraz sebebi olarak ileri sürülebilir mi? Gecikmiş itiraz hükümleri bu durumda uygulanabilir mi?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #226148

Bu durum, icra takibinin kesinleşmesi ile mirasın reddi arasındaki zaman ilişkisine ve mirasın reddinin hukuki niteliğine göre değerlendirilmelidir. İcra Takibinin Kesinleşmesi: İİK m. 60 vd. uyarınca borçluya ödeme emri tebliğ edilir. Borçlu 7 gün içinde itiraz etmezse takip kesinleşir (İİK m. 62, 66). Kesinleşen takibe karşı kural olarak itiraz edilemez. Mirasın Reddi: TMK m. 605'e göre yasal ve atanmış mirasçılar mirası reddedebilir. Ret süresi, yasal mirasçılar için mirasbırakanın ölümünü öğrendikleri tarihten (veya mirasçı olduklarını daha sonra öğrendiklerini ispat etmedikçe) itibaren üç aydır (TMK m. 606). Mirasın reddi, geçmişe etkili (makable şamil) sonuçlar doğurur; yani reddeden mirasçı, mirasbırakanın ölümü anından itibaren mirasçı sıfatını kazanmamış sayılır. Dolayısıyla, mirasbırakanın borçlarından da kişisel olarak sorumlu olmaz. Takibin Kesinleşmesinden Sonra Mirasın Reddi ve Etkisi: - Eğer icra takibi mirasbırakan hayattayken şahsına karşı başlatılmış ve kesinleşmişse, ölümünden sonra mirasçılarına karşı devam ettirilir. Mirasçılar, süresi içinde mirası reddederlerse, bu durumu takibi yürüten icra dairesine ve alacaklıya bildirerek tereke borcundan (kendi malvarlıklarıyla) sorumlu olmadıklarını ileri sürebilirler. Bu, takibe itirazdan ziyade, borçlu sıfatına itiraz niteliğindedir. - Eğer icra takibi doğrudan mirasçıya karşı (mirasbırakanın borcu nedeniyle) açılmışsa ve mirasçı ödeme emrine süresinde itiraz etmeyerek takibi kesinleştirmiş, ancak daha sonra yasal 3 aylık süre içinde mirası reddetmişse durum karmaşıklaşır. Kural olarak kesinleşen takibe itiraz edilemez. Ancak mirasın reddi, borçlunun sıfatını ortadan kaldıran ve geçmişe etkili bir hukuki durumdur. - Yargıtay, bu gibi durumlarda, mirasın reddedildiğine dair sulh hukuk mahkemesi kararının icra dosyasına sunulmasının, takibin iptali veya geri bırakılması için bir neden oluşturabileceğini kabul etmektedir. Bu durum, İİK m. 71 kapsamında 'borcun sona erdiği' veya 'borcun zamanaşımına uğradığı' iddialarına benzer bir şekilde, takibin her aşamasında ileri sürülebilen bir def'i olarak değerlendirilebilir. İcra mahkemesinde şikayet veya menfi tespit davası yoluyla bu durum ileri sürülebilir. - Gecikmiş İtiraz (İİK m. 65): Eğer mirasçı, kusuru olmaksızın bir mani sebebiyle (örneğin, mirasçı olduğunu veya borcu yeni öğrenmesi ve aynı zamanda ret süresinin henüz dolmamış olması gibi çok istisnai durumlar) süresi içinde itiraz edememişse ve bu durum mirasın reddiyle ilgiliyse, gecikmiş itiraz koşulları değerlendirilebilir. Ancak mirasın reddi, genellikle doğrudan İİK m. 65'lik bir durumdan ziyade, borçlu sıfatının ortadan kalkması olarak ele alınır. Sonuç olarak, takibin kesinleşmesinden sonra yapılan geçerli bir mirasın reddi, borçlunun (mirasçının) şahsi sorumluluğunu ortadan kaldıracağından, bu durumun icra takibine etkisi olur. Mirasçı, bu durumu icra mahkemesinde şikayet yoluyla veya genel mahkemelerde açacağı bir menfi tespit/istirdat davasıyla ileri sürebilir.