İş müfettişliği yeterlilik sınavında başarılı olan kişilerin iş müfettişliği kadrosuna atamalarının idare tarafından geciktirilmesi, Anayasa Mahkemesi tarafından 'mülkiyet hakkı' (Anayasa m. 35) bağlamında nasıl değerlendirilmiştir? İhlalin giderilmesi için parasal hakların hangi tarihten itibaren hesaplanması gerektiği konusunda AYM'nin ve derece mahkemelerinin yaklaşımları arasındaki çelişki nedir?
Anayasa Mahkemesi'nin (AYM) 'Atamanın Geciktirilmesi' başlıklı bireysel başvuru kararında (örnek karardan anlaşılacağı üzere), iş müfettişliği sınavında başarılı olan başvurucuların atamalarının idare tarafından hukuka aykırı olarak geciktirilmesi, mülkiyet hakkının (Anayasa m. 35) ihlali olarak değerlendirilmiştir. Mülkiyet hakkı, bu bağlamda kişilerin atanmaları halinde elde edecekleri parasal haklara (maaş, özlük hakları vb.) ilişkin meşru beklentiyi kapsamaktadır. İhlalin Giderilmesi ve Parasal Hakların Hesaplanması Konusundaki Çelişki: - AYM'ye göre: İdarenin hukuka aykırı işlemiyle (atamanın geciktirilmesi) mülkiyet hakkına yapılan müdahalenin tam olarak giderilebilmesi için, sadece işlemin iptal edilmesi ve atamanın yapılması yeterli değildir. Ayrıca, 'eski hâle getirme (restitutio in integrum)' ilkesi gereğince, hukuka aykırı gecikme yaşanmamış olsaydı idari sürecin olağan akışı içinde başvurucular hangi tarihte iş müfettişliğine atanacaksa, o tarihten itibaren oluşan parasal hak kayıplarının da karşılanması gerekir. - Derece Mahkemelerinin (Özellikle Bölge İdare Mahkemesi) Yaklaşımı: Bazı idare mahkemeleri, parasal hakların başvurucuların iş müfettişi olarak atanmayı hak ettiği tarihten itibaren ödenmesine karar vermişken, bölge idare mahkemesi bu kararları düzelterek parasal hakların 'idareye başvuru tarihi'nden itibaren hesaplanması gerektiğine hükmetmiştir. Bölge idare mahkemesinin gerekçesi, atanma işlemlerinin tamamlanması için gerekli olan makul sürenin ne kadar olduğunun somut olayda belli olmamasıdır. AYM'nin Eleştirisi ve Çelişki: - AYM, bölge idare mahkemesinin bu yorumunu çelişkili bulmuştur. Çünkü idare mahkemeleri ve hatta bölge idare mahkemesi kararlarında, idarenin atama işlemlerini gerçekleştirme konusunda makul sürenin ötesinde geciktiği zaten tespit edilmiştir. Bu tespit yapılmasına rağmen, tazminatın hesaplanmasında makul sürenin belli olmadığı gerekçesiyle idareye başvuru tarihinin esas alınması bir çelişkidir. - Ayrıca AYM, bu yorumun, mevzuatta öngörülmemesine rağmen başarılı olan adaylara ayrıca atanma için idareye başvurma şartı yüklediğini ve idareye aşırı takdir yetkisi tanıdığını belirtmiştir. - Sonuç olarak AYM, bölge idare mahkemesinin yorumunun, mülkiyet hakkına yapılan müdahale sebebiyle oluşan kayıpların tam olarak telafi edilmesini önlediğini ve tazminat davasının caydırıcılık özelliğini etkisiz hâle getirdiğini belirterek mülkiyet hakkının ihlalinin devam ettiğine karar vermiştir.