Anayasa Mahkemesi'nin Can Atalay kararında (başvuru no: 2023/53898), milletvekili seçilen bir kişinin yasama dokunulmazlığından yararlanması ve bu kapsamda yargılamasının durması/tahliye edilmesi taleplerinin reddedilmesi, Anayasa'nın hangi maddelerinde güvence altına alınan hakların ihlali olarak değerlendirilmiştir? AYM'nin Anayasa Madde 14 ve 83 yorumu bu kararda nasıl bir rol oynamıştır?
Anayasa Mahkemesi'nin Can Atalay kararında, milletvekili seçilmesine rağmen yargılamasının durması ve tahliye taleplerinin reddedilerek yargılamaya devam edilmesi ve tutukluluğunun sürmesi, temel olarak şu hakların ihlali olarak değerlendirilmiştir: 1. Seçilme ve Siyasi Faaliyette Bulunma Hakkı (Anayasa Madde 67): Başvurucunun milletvekili seçilmesine rağmen yasama görevini yerine getirememesi, bu hakkın ihlali olarak görülmüştür. 2. Kişi Hürriyeti ve Güvenliği Hakkı (Anayasa Madde 19): Yasama dokunulmazlığına rağmen tutukluluğun devam ettirilmesi, bu hakkın ihlali olarak kabul edilmiştir. AYM'nin Anayasa Madde 14 ve 83 Yorumu: - Anayasa Madde 83/2, 'Seçimden önce veya sonra bir suç işlediği ileri sürülen bir milletvekili, Meclisin kararı olmadıkça tutulamaz, sorguya çekilemez, tutuklanamaz ve yargılanamaz. Ağır cezayı gerektiren suçüstü hali ve seçimden önce soruşturmasına başlanılmış olmak kaydıyla Anayasanın 14 üncü maddesindeki durumlar bu hükmün dışındadır.' demektedir. - AYM, kararında Anayasa'nın 14. maddesinde belirtilen 'Devletin ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüğünü bozmayı ve insan haklarına dayanan demokratik ve lâik Cumhuriyeti ortadan kaldırmayı amaçlayan faaliyetler' kapsamına hangi suçların girdiğinin kanunla açıkça düzenlenmesi gerektiğini vurgulamıştır. Anayasa koyucunun bu belirlemeyi kanun koyucuya bıraktığını, yargı organlarının yorum yoluyla 14. madde kapsamını genişletemeyeceğini ifade etmiştir. - Mevcut durumda, Anayasa'nın 14. maddesindeki durumların kapsamına hangi suçların girdiğine dair açık bir yasal düzenleme bulunmadığı, bu belirsizliğin ise yasama dokunulmazlığının ve dolayısıyla seçilme hakkının öngörülebilirliğini zedelediği belirtilmiştir. - AYM, yasama dokunulmazlığının ve Anayasa'nın 14. maddesinin ancak demokrasinin korunması bağlamında ve hak eksenli yorumlandıklarında işlevlerini yerine getirebileceğini, somut olayda derece mahkemelerinin bu hükümleri özgürlükler lehine yorumlamadığını ve bu yönde bir yasal güvencenin de eksik olduğunu saptamıştır. - Sonuç olarak, Anayasa'nın 14. maddesindeki durumların belirsizliği ve bu konuda yeterli yasal güvencelerin olmaması nedeniyle, başvurucunun milletvekili seçilmesiyle birlikte yasama dokunulmazlığından yararlanmaya başladığı ve yargılamanın durdurulup tahliye edilmesi gerektiği sonucuna varılmıştır. Aksi yöndeki mahkeme kararları, belirtilen anayasal hakların ihlaline yol açmıştır.