CMK Madde 100 kapsamında tutuklama nedenleri nelerdir ve hangi hallerde bir tutuklama nedeninin var olduğu kabul edilir (katalog suçlar)? AYM'nin Mustafa Balbay kararında tutukluluğun devamı değerlendirilirken hangi denge gözetilmemiştir?
CMK Madde 100'e göre tutuklama kararı verilebilmesi için şu şartların bir arada bulunması gerekir: 1. Kuvvetli Suç Şüphesi: Şüpheli veya sanığın suçu işlediğine dair kuvvetli suç şüphesinin varlığını gösteren somut deliller bulunmalıdır (CMK m. 100/1). 2. Tutuklama Nedeninin Varlığı: Aşağıdaki hallerden birinin bulunması gerekir (CMK m. 100/2): a) Kaçma, Saklanma veya Kaçma Şüphesi: Şüpheli veya sanığın kaçması, saklanması veya kaçacağı şüphesini uyandıran somut olguların varlığı. b) Delilleri Karartma Tehlikesi: Şüpheli veya sanığın davranışlarının; i. Delilleri yok etme, gizleme veya değiştirme, ii. Tanık, mağdur veya başkaları üzerinde baskı yapılması girişiminde bulunma, hususlarında kuvvetli şüphe oluşturması. 3. Katalog Suçlar (Tutuklama Nedeninin Varsayıldığı Haller - CMK m. 100/3): Aşağıda sayılan suçların işlendiği hususunda somut delillere dayanan kuvvetli şüphe sebeplerinin varlığı hâlinde, yukarıdaki (2. maddedeki) tutuklama nedenlerinin var olduğu varsayılabilir. Bu suçlar arasında soykırım, kasten öldürme, cinsel saldırı (nitelikli halleri), çocukların cinsel istismarı, hırsızlık (nitelikli), yağma, uyuşturucu madde imal ve ticareti, örgüt kurma, devlet güvenliğine ve anayasal düzene karşı suçlar gibi ağır suçlar yer alır. 4. Ölçülülük: İşin önemi, verilmesi beklenen ceza veya güvenlik tedbiri ile ölçülü olmaması halinde tutuklama kararı verilemez (CMK m. 100/1, son cümle). Ayrıca, sadece adlî para cezasını gerektiren veya hapis cezasının üst sınırı (vücut dokunulmazlığına karşı suçlar hariç) iki yıldan fazla olmayan suçlarda tutuklama kararı verilemez (CMK m. 100/4). AYM'nin Mustafa Balbay Kararı (B. No: 2012/1272, 04.12.2013): Bu kararda AYM, başvurucunun milletvekili seçilmesine rağmen tutukluluğunun devamına karar verilirken, yargılamanın tutuklu sürdürülmesinden beklenen kamu yararı ile başvurucunun seçilme ve milletvekili olarak siyasi faaliyette bulunma hakkı arasında ölçülü bir denge kurulmadığı sonucuna varmıştır. Özellikle CMK m. 109'daki adli kontrol tedbirlerinin yeterince dikkate alınmadığı ve bu nedenle tutuklu kaldığı sürenin makul olmadığı belirtilmiştir.