İhtiyari dava arkadaşlığı bulunan bir ilamda, her bir alacaklı için ayrı ayrı hükmedilen alacak kalemlerinin, borçluya karşı her bir alacaklı tarafından ayrı ayrı icra takibine konu edilmesi, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 2019/319 E. sayılı kararına göre usul ekonomisine aykırı mıdır ve hakkın kötüye kullanılması olarak değerlendirilebilir mi?
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 2019/319 E., 2022/924 K. sayılı ve 15.6.2022 tarihli kararına göre, ihtiyari dava arkadaşlığı söz konusu olan bir ilamda her bir davacı (alacaklı) için ayrı ayrı hükmedilen alacak kalemlerinin (örneğin manevi tazminat, yargılama gideri, vekalet ücreti) her bir alacaklı yönünden borçluya karşı ayrı ayrı icra takibine konu edilmesi usul ekonomisine (HMK m. 30) aykırı değildir ve hakkın kötüye kullanılması olarak değerlendirilemez. Kararın gerekçesi şöyledir: - İhtiyari dava arkadaşlığında (HMK m. 58) davalar birbirinden bağımsızdır ve her alacaklı kendi alacağı için bağımsız hareket edebilir. - İİK, HMK'ya göre özel kanun olup, HMK takip hukukunda İİK’da açıkça gönderme olduğunda ya da işin niteliğine uygun düştüğü ölçüde uygulanır. - İhtiyari takip arkadaşlığında alacaklı sayısı kadar takip bulunduğu kabul edilir. - İlamda ihtiyari dava arkadaşları için ayrı ayrı hükmedilen alacak kalemlerinin birlikte tek bir takibe konulması hâlinde, haciz ve ödenen paraların paylaştırılmasında sorunlara yol açabileceği, bu durumun takibin daha az masrafla ve daha kısa sürede sonuçlandırılmasını sağlamayacağı düşünülmüştür. - Bu nedenle, ilamda her bir davacı için hükmedilen alacak kalemlerinin birleştirilerek takibe konu edilmesinin icra usul ekonomisine aykırı olacağı; aksine, her bir alacaklının kendi alacağını ayrı bir takipte talep etmesinin daha uygun olduğu sonucuna varılmıştır. - Ayrıca, ayrı ayrı takip yapılması durumunda hesaplanacak icra vekâlet ücreti ile tüm alacaklılar yönünden tek bir takip yapılması hâlinde hesaplanacak icra vekâlet ücreti arasında bir fark olmayacağından, fazladan avukatlık ücreti talep edilmesi ve hakkın kötüye kullanılması durumundan da söz edilemeyeceği belirtilmiştir.