Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 2012/12-1510 E. ve 2014/331 K. sayılı kararı uyarınca, TCK m.136'daki 'kişisel veri' kavramının kanunlarda tanımının yapılmamasının hukuki sorunları nelerdir? Bu sorunların 'suçta ve cezada kanunilik ve belirlilik ilkesi' açısından doğurduğu eleştirileri açıklayınız.
Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun bu kararı (muhalefet şerhinde), TCK m.135 ve 136'da yer alan 'kişisel veri' tanımının kanunlarda açıkça yapılmamasını ciddi bir hukuki sorun olarak ele almıştır. Bu durumun yol açtığı temel eleştiriler şunlardır: a) **Belirlilik İlkesi İhlali:** Anayasa m.38 ve TCK m.2'deki suçta ve cezada kanunilik ilkesi gereği, hangi eylemlerin yasaklandığı ve cezalarının açık, net ve anlaşılır olması gerekir. Tanım yapılmaması, 'kişisel veri' kavramının belirsizleşmesine ve çok geniş yorumlanmasına yol açarak bu ilkeyi ihlal etmektedir. Kişilerin neyin suç olduğunu önceden bilmeleri engellenmektedir. b) **Orantılılık İlkesi İhlali:** 'Gerçek kişiyle ilgili her türlü bilgi'nin kişisel veri olarak kabul edilmesi, önemsiz ve zararsız fiiller için dahi TCK m.136'nın öngördüğü üst sınırı 4 yıla kadar hapis cezası gibi ağır yaptırımları gündeme getirebilmektedir. Bu durum, 'işlenen fiilin ağırlığıyla orantılı ceza' ilkesini (TCK m.3/1) açıkça ihlal etmektedir. Muhalefet şerhi, bu geniş yorumun yargı sisteminin iş yükünü artıracağını ve adaletsiz uygulamalara yol açabileceğini belirtmiştir. Ayrıca, kanun koyucunun bu boşluğu doldurarak 'Kişisel Verilerin Korunması Kanunu'nu çıkarması gerektiği vurgulanmıştır.